un3059Vakti zamanın birinde, Kars dolaylarında, sesinin güzelliği ile dillere destan bir delikanlı yaşamaktadır. Ali bir türkü çığırmaya başladı mı, dağ taş inlermiş. Bu yağız delikanlı, bir Ermeni kızına aşık olur. Kız da ona sevdalanır. Kız sarışın, gözleri masmavi, güzel mi güzelmiş. Örgülü saçları belinden aşağı sarkarmış. İnce ve uzun endamı, sanki selvi dalı gibiymiş. Hele salına salına yürüyüşü, yürekleri yerinden oynatırmış. Bütün gençlerin gözü onun üzerindeymiş.

Ali ise herkesten daha yürekli, gözü pek, dürüst birisidir. Gece, gündüzünde bu güzel kız vardır. Sevdiği kız her sabah, kalkar kalkmaz bahçeleri bağları dolaşır, Ali de peşinden takip eder, gizli gizli buluşurlar. Yanıp tutuşan yüreklerinin kızgın ateşlerine birazcık su serperler. İki sevdalının bu aşkları kısa zamanda dillerde dolaşmaya başlamıştır. Oğlanın Müslüman, kızın Hıristiyan oluşu birleşmelerinde aşılmaz bir kale duvarı gibidir. Ailelerini bir türlü ikna edemezler. Yanardağ gibi kaynayan yürekleri günden güne daha da korlanıp tutuşmaktadır. Hele de onları kıskananların çevreye yaydıkları dedikodular her iki sevdalının yollarını daha da sarpa sürmektedir. Artık bu sevdalının buluşmaları çevrenin ve ailelerinin etkisiyle zora girmiştir. Bir türlü buluşamazlar. Bu hasretlik ikisini de hasta etmeye başlar. Ali için tek çare vardır. Kiliseye gidip sevdiğini görebilmek. Bir Pazar sabahı kalkar kiliseye gider. Kalbi çarpa bir köşeye oturur. Sevgilisinin taptığı haçı, kilisede ayini izler. İçinden şu türküyü yakar:

Vardım kilisesine baktım haçına
Mail oldum bölük bölük saçına
Kız seni götürem İslam içine
Vay Sinan ölsün Sarı Gelin
Seni saran neyler dünya malını

Vardım kilisene kandiller yanar
Kıranta keşişler pervane döner
Tersa sevmiş deyin el beni kınar
Vay Sinan ölsün Sarı Gelin
Seni saran neyler dünya malını

Ali’nin kiliseye gidip ayine katılması çeşitli dedikodulara ve söylentilere vesile olur. Sonunda bu iki sevdalı çareyi kaçmakta bulur. Kaçarlar kaçmasına ya, haber hemen duyulur. Arkadan atlılar tez yetişir. İkisi de bir dağın belinde ölü bulunur.

Bu türkünün başka bir varyantının sözleri şöyledir:

İçinde bir kız gezer
Elinde divit kalem
Dertliye derman yazar
Sarı Gelin sarı kız
Ettin ömrüm yarı kız
Erzurum’dan derlenen bir başka varyantın da bazı sözler ve yer adları değiştirilip, TRT repertuarına geçmiştir. Güya türkü biraz daha kibarlaştırılmıştır.

BU TÜRKÜYE İLİŞKİN BAŞKA EFSANELER

“Azerbeycanlılar ile Kür boylarındaki Terekemeler, öteden beri şu efsaneyi anlatırlar: Arabistan’dan gelen Müslüman din adamlarının başında bulunan Şeyh San’an/ Sanan, Tiflis padişahı Davit’le buranın ahalisini Müslüman etmeye çalışıyor. Bu arada onun Khumar (Kuman) Hanım adlı çok güzel kızına aşık oluyor. Kraldan kızını alabilmek için, onun her dediğini yapıyor. Kur’an-ı Kerim’i yakıyor, haç takıyor,kiliseye gidiyor. Bunun böyle sapıtıp “melanet (lanetlenecek kötü işler)” yapmasına üzülen arkadaşları, ona darılarak Arabistan’a dönüp, pirlerine San’an’ı şikayet edip yaptıklarını anlatıyorlar. Şeyh San’an, yedi yıl sonra Müslüman edip anlaşarak birlikte İslam ülkelerine kaçmaya karar verdiği Khumar Khanım’ın elinden tutarak savuşuyor. Bunu haber alan Davit’in adamları arkadan yetişince, bunalan iki aşığın dileğiyle yer yarılıp bir kapı açılıyor. Bunlarda içine girip kayboluyorlar. Fakat bunların içine girdikleri yerden kaynar sular fışkırıyor ve şimdiye değin akıyor. Kızına yaptıklarına üzülen Kral Davit de bu suyun üzerine Aziz Davit Klisesini yaptırıyor, hatıra bırakıyor. Bu efsane Azarbeycanlı şair Hüseyin Cavid “Şeyh San’an” adlı manzum piyesine konu etmiştir.

Kars ve Pasinler’de “Seyh San’an ile Sarı Kız” efsanesinde, Çoruh’un sağ kollarından Penek (Oğuznamelere göre; Ban Hisarı, Gürcü metinlerinde; Bana XVI. Yüzyıl Osmanlı kaynaklarında Banak/Panak) suyu üzerindeki “Nefs-i Penek” (asıl merkez Penek) şehrinin Cınıvız Padişahı olan kralının Sarı Kız’ına aşık olan Abdulkadir Geylani Hazretlerinin arkadaşı, 40 müridin başı Şeyh Sanan’ın dilek ve duası ile Müslüman ettiği bu kızla kaçarken, arkadan yetişen Penek padişahının ordusuyla vuruşa vuruşa, Allahüekber dağına çıkıp tepeye yakın yerde 40 mürid ve Sarı Kız’la birlikte şehit düştüğü, kendilerine yardım eden Ayı Baba’nın bu savaşta Penek padişahının askerleri eliyle öldürüldüğü anlatılıyor. Hatta Şeyh ve Sarı Kız ağzından şiirler söyleniyor. (Kaynak:M.Fahrettin Kırzıoğlu’nun, Kars Tarihi kitabından)

Bu yazı değerli dostum Hamdi Tanses’den izin alınarak digital yazılmıştır. İleriki aşamalarda yazıları ve araştırmaları sizlere aktarılacaktır. İhsan Sağmen 10.11.2007 Frankfurt. Yazardan ilgili daha fazla bilgi için, www.hamdi-tanses.com

adresinden yayınlanmış eserlerine ulaşa bilirsiniz. Admin.

Bu Yazıyı Toplamda 448 Kişi Okudu

This entry was posted on Cumartesi, Aralık 27th, 2008 at 21:23 and is filed under Edebiyat, Kültür Sanat, Makaleler, Medya, Sosyoloji. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a reply

Isminiz (*)
Mail Adresiniz (*)
Web Siteniz

sevda

Yorumunuz