GÖZYAŞLARIM ACITSADA YÜREĞİMİ, AĞLIYORUM

GÖZYAŞLARIM ACITSADA YÜREĞİMİ, AĞLIYORUM

“Domuz mu dedin, camız mı dedin?” Diye sordu Kedi.
Alice, “Domuz dedim”diye yanıtladı.”Hem baksanıza, her dakika böyle durduk yerde görünüp kaybolmaktan vaz geçsenize! İnsanın fena halde başını döndürüyorsunuz.” Kedi. “Peki” dedi ve bu kez kuyruğunun ucundan başlayıp gülümsemesinde son bulmacasına, yavaş yavaş görünmez oldu. Ve her yanı ortadan gittikten sonra gülümsemesi daha bir süre havada kaldı.
“Bak hele!” Dedi Alice. “Gülümsemesiz kedi çok gördüm ama kedisiz gülümseme! Ömrümde gördüğüm en tuhaf şey bu!”

Alice Harikalar Diyarında, LEWIS CARROL

Bu kedinin adı “Chesire Kedisi” ve kedisiz gülümseme migren semptomlarını tanımlamak için kullanılmış. “ALİCE İN WONDERLAND” sendorumu olarak tanımlanmış ve de Lewıs Carrol`un migreni var mı yok mu? Bu tartışma konusu olmuş.”Kedisiz bir gülümseme” çok edebi değil mi? Ben ünlü biri değilim, dolayısıyla migrenimin de bir hikmeti harbiyesi yok . Ama herkesin migreni, kendisi için önemlidir.
Ali Ersin olsa, şimdi sorardı, “migrende eşitlik var mıdır?” Yok.. Migren de eşitlik yok, herkesin migreni olmadığından, ya da ağrı eşiği aynı olmadığından değil bu eşitsizlik, migreniniz varsa simetrik cisimleri bile asimetrik görebilirsiniz. Yani eşit cisimler bile, eşitsiz görünür gözünüze. Kedi gider, gülümsemesi ağaçta asılı kalır, size sırıtır oradan. Ondan dolayı, migrende eşitlik yok diyorum.

Komşunuzun küçük kızı, gürültü yapmasın diye ses telleri alınmış köpeği, tepenizde öyle bir kovalar ki.. “Aman! Köpek sesine kurban olayım!” Dersiniz.

Benim migrenim, kadir şinastır. Öyle uğramamazlık etmez. Sık sık yoklar beni. Ama ben, ahhh ben.. Öyle sinsi ve öyle kadir bilmezim ki .. O gelmek için sinyalini yollayınca ki bu, evinize bir konuk gelince, haber vermesi gibidir. Hemen ışıkları söndürürüm, evde yokmuşum gibi. Telefonları sessize alırım. Beni bulamayacağı ümidi ile bir süre mutlu olurum. Ama o kapıyı çalar, “tak.. tak.tak! Ben geldim Aysel!” der.

Bu durumda bana , onu ağırlamak için, bilumum ağrı kesicileri yanıma almak, kusmanın olumsuzluklarına karşı, önlemler oluşturmak ve de buz torbası ve kolonya şişesiyle, evin en sessiz köşesine çekilmek kalır.

Nietzcshe, “ağrıma bir isim verdim , ona köpek diyorum” demiş. Ağrısı onu alt etmeden o, onun efendisi oluyormuş. Ama benim ki farklı, alttan alsam olmuyor, kötü davransam olmuyor. Belki, beni bulamadan gider diye, sessizce bekliyorum, yorganımın altında. “Hehhhee.. Buradasın değil mi? Benden kaçılmaz!” Diyor ve gelip oturuyor sol gözümün yuvasına. Sanki onu itebilse yerine, o yerleşecek.

“Sana sinyaller yolladım. Minik minik ışıklar önce, ardından mide bulantısı sen mi bana kapıyı açmıyorsun haaaa!” Diyen migrenime, köle ruhum, bir türlü efendilik yapamıyor yıllardır.

Kedisiz gülümsemeler, fotografsız çerceveler, bir yanı yok olmuş yüzüm, mide bulantım, zonklayan gözümle beklemeten başka çarem kalmaz genellikle.. “Ben öleyim de kurtulayım” derken, derin bir uykuya dalarım. Arasıra, ona çaktırmadan bir gözümü açarım, eğer duruyorsa uykuya devam… Sonra o da beni bırakır ve gider.. Ama geleceğini, mutlaka geleceğini, belki bir ay sonra , belki daha geç …Bilirim. Bu denli içli dışlı olunca, özleyebileceğimi sanmıyorsunuzdur umarım bu illeti!

Sonra derin ve yorgun bir uyku ile saatlerce kendime gelemem. “Kedisiz gülümseme”, bende” başının bir yanı olmayan Aysel” olarak tezahur buyuruyor. Sizin, migreninizin bir adı var mıdır acep?

Aysel Kılıç

Bu Yazıyı Toplamda 312 Kişi Okudu

Tags: , ,

This entry was posted on Perşembe, Şubat 12th, 2009 at 03:37 and is filed under Aysel Kılıç, Makaleler, Medya, Yazar. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a reply

Isminiz (*)
Mail Adresiniz (*)
Web Siteniz

bilgi

Yorumunuz