AŞK ÇAĞRISINDA ŞİMDİ VE BAHAR YAŞAMA DAVET EDİYOR(MU)
AŞK ÇAĞRISINDA ŞİMDİ VE BAHAR YAŞAMA DAVET EDİYOR(MU)

Selam dostlar sizlere bu güzelim ilkbahar günü, kucak dolusu sevgiler gönderiyorum. Kasvetli, karanlık, soğuk günlerden sonra, tabiatın canlanmasıyla, ruhumuzun, duygularımızın, yüreğimizin kıpır kıpır olduğu, taşkınlıklar yaşadığı bu döneme, hoş geldiniz. Ben bu günü kendime hediye ediyorum, belki sizlere tuhaf gelir ama, ben aylardır tabiatın doğuşunun özlemini çekiyorum. İlkbahar benim için mevsimlerin en güzeli, Toprağın canlanmasıyla sanki her sefer bende yeniden doğuyorum. Kendimi ondan bir parça, onu ise kendimden bir parça olarak görüyor, onunla içselleşiyorum.
Belki bu yüzden aşırı taşkınlınım, aynı noktada buluşup o esrarengiz,o muhteşem yeniden doğuşun büyüleyici ahengine kapılışım. Yer yüzü gök kuşağı rengi, nereye baksan başka bir güzellik, yeşilin her tonundan halılar, bazen gelincikten, papatyadan, lalelerden. Alabildiğine renkler, ağaçlar bir gelin gibi süslenmiş, gelin gibi süzülmekte. Gördüğüm güzellikler, doğanın tüm çiçeklerden hazırladığı, soluduğum en güzel parfüm kokusu, başımı döndürmekte.
Sabahın erken saatlerinin zevki de bir başka oluyor. Güneşin güne gebe olduğu zaman, karanlığın bölünerek aydınlığa kavuştuğunda. Ben çıplak ayaklarla çiğ taneciklerinin yıkadığı çimenlerin üzerinde koştum akarsuya doğru, kuşların arkadaşlığında sanki başka bir dünyadaydım. Ayaklarımı akar suyun içine koyduğumda buz kesti sanki gözlerimi kapayarak soludum sabahın tüm kokularını.
Yaşamak bu işte dedim kendi kendime, tabiattın bir parçası olmak, taşkınlıklar mevsiminde. Eve döndüğümde kahvaltımı hazırlarken Türkiye’de yaşayan ablamı aradım, Sabahki gezintimi, içimdeki coşkuyu anlattım, sevindi ama bu denli çılgınlığıma anlam veremedi, veremez de zaten! Farklı yaşam koşullarını anlamak kolay değil, Türkiye’de yaşam daha farklı, insan ilişkileri daha samimi, arkadaşlıklar dostluklar daha bir sıcak, eksik olan yanları tamamlayıcı.
Burada ise ekonomik özgürlük ön planda, ekonomi özgürlüğe kavuştukça bireyselleşme, bireyselleştikçe başlayan yalnızlıklar. Bazen insanlar arasında öyle donuk hava eser ki, iliklerine kadar üşürsün. Ekonominin verdiği duygusal ve zihinsel kısıtlamalar, akıl ile duygu arasındaki oransızlığın enkaza uğraması. İnsana özgü gereksinimleri, duyguları, samimi davranışları bir kenara yitmiş.
Çok deneyimlerim oldu bu tür insanlarla. Koşuşturmaktan etrafını göremeyip hayatın sadece görevlerden ibaret olduğunu düşünen, aslında her birinin bir parça mutluluk, bir parça özgürlük özlemi içinde boğuştukları, ama bir türlü taktıkları At gözlüklerini indirme cesaretine sahip olamayan (ayıptır, ne derler, millet üzerime güler) kendini toplumun ve kuralların kölesi yapan korkularla yaşayan insanlar. Ben böyle insanları gördüğüm zaman yüksek sesle selam veriyorum, biran duraklıyor aval aval bakışlarla, ‘’tanışıyor muyuz acaba’’ diyerek, geri selam veriyorlar, kısa bir sürede olsa aldıkları tebessüm, gördükleri ilgi onları mutlu ediyor.
Gelelim asıl konuya, bu gün benim günüm, bu günü kendime hediye ettim. Kahvaltım bitti, şimdi yüzmeye gideceğim, öyleden sonrada uçurtmamı alıp, çocukların arasına katılacağım. Biliyorum yine aval aval bakacaklar taşkınlıklarıma, ‘’kocaman kadına bakın’’ derken bende onların gözlerine bakarak, aslında benim yerimde olma özlemini görerek, mutlu olacağım.
Zararsız taşkınlıklar dileğiyle, hepinize kucak dolusu ‘bahar sevinci ‘ gönderiyorum.

SONGÜL TOKER
www.songültoker.com
S-Toker@web.de

Bu Yazıyı Toplamda 962 Kişi Okudu

Tags: ,

This entry was posted on Salı, Nisan 7th, 2009 at 22:50 and is filed under Makaleler, Songül Toker, Yazar. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a reply

Isminiz (*)
Mail Adresiniz (*)
Web Siteniz

canarkadas

Yorumunuz