valse30 yıl akıl hastanesinede kalan ve çamura can veren Camille Claudel… Bakırköy Akıl Hastanesi’nin önündeki `Düşünen Adam Rodin’in sevgilisi Camille Claudel… Yazarımız Aysel Kılıç, işte yaşamı akıl hastanesi ve çamurlarla geçmiş Camille Claudel’i yazıyor. İşte Aysel Kılıç’ın, `Çamura can veren kadın… Camille Claudel` adlı yazısı…
“Akıl hastanesi! Evim diyebileceğim bir yere, sahip olma hakkım bile yok! Onların keyfine kalmış işim! Bu, kadının sömürülmesi, sanatçının ölesiye ezilmesi… Mahsus kaçırdılar beni, onlara tıkıldığım yerde fikir vereyim diye; yaratıcılıklarının ne kadar sınırlı olduğunu biliyorlar çünkü. Kurtların kemirdiği bir lahana gibiyim şimdi, yeni filizlenen her yaprağımı, büyük bir oburlukla mideye indiriyorlar… Bilmiyorum, kaç yıl oldu buraya kapatılalı, ama tüm hayatım boyunca, ürettiğim eserlere sahip çıktıktan sonra, şimdi de kendilerinin hak ettikleri, hapishane hayatını bana yaşatıyorlar… Bütün bunlar Rodin’in şeytani başının altından çıkıyor. Kafasında bir tek düşünce vardı zaten; kendisi öldükten sonra, benim sanatçı olarak atılım yapıp, onu aşmam; bunu engellemek için de, yaşarken olduğu gibi, ölümünden sonra da, ben hep mutsuz kalmalıydım…Her bakımdan başarıya ulaştı işte! Bu.. Bu esaretten çok sıkılıyorum. Villeneuve’e hiç dönemeyecek miyim, Paul?”
BEN CAMİLLE CLAUDEL, SESİMİ DUYUYOR MUSUNUZ? YUKARDAKİ MEKTUBU AĞABEYİM PAUL’A YAZDIM. HANİ ŞU ÜNLÜ FRANSIZ ŞAİRİ.. DİPLOMAT PAUL CLAUDEL. BANA DÖNÜP YANIT VERMEDİ. BİR ÇOK ARKADAŞLARIMA , BİR ÇOK MEKTUPLAR YAZDIM. “ÜŞÜYORUM BENİ BURADAN ÇIKARIN “DEDİM. “HEYKEL YAPAMAZSAM , ÇAMURA DOKUNAMAZSAM, DELİRİRİM” DEDİM.
KİMSE SESİMİ DUYMAMIŞ OLACAK Kİ; 30 YIL AKIL HASTAHANESİNDE KALDIM VE BURADA ÖLDÜM. YÜZÜNÜZDEKİ BURUK TEBESSÜMÜ GÖRÜYORUM. İLGİNÇTİR Kİ.. SİZ Rodin`İ BENDEN ÇOK TANIRSINIZ. HANİ..” BAKIRKÖY RUH VE SİNİR HASTALIKLARI HASTANESİ”NİN ÖNÜNE ONUN BİR HEYKELİNİN KOPYASINI KOYMUŞSUNUZ “Düşünen Adam” HEYKELİ.
DÜŞÜNMENİN DELİLİĞE VARACAĞINI MI ANLATMAK İSTEDİNİZ ONUNLA , YOKSA AKIL HASTAHANESİNDE 30 YIL DELİLİĞE VE ÖLÜME TERK EDİLMİŞ OLAN BEN Camille’Mİ? PEK ANLAYAMADIM. AMA SİZ, O HEYKELİ HER GÖRDÜĞÜNÜZDE.. Rodin`İ DEĞİL, BENİ ANIMSAYIN..
Siz şimdi kim bu deli kadın neler de yazıyor böyle, diye mi düşünüyorsunuz? Yoo… deli filan değilim, dinleyin anlatayım kendimi size.
“target=”_blank”>http://www.ozgurforum.org/images/RODIN%20Dusunen%20 adam.Jpg”> Siz şimdi, kim bu deli kadın, neler de yazıyor böyle, diye mi düşünüyorsunuz? Yoo… Deli filan değilim, dinleyin anlatayım kendimi size.
Bakın , çok da uzatmayacağım, 1864′de Fransa`da doğdum. Ailem orta halli bir aileydi ve babam ilkokul müdürüydü. Taşrada gezdik durduk. Küçüklüğümden itibaren, sürekli çamurla oynamayı çok seviyordum. Üstümün, başımın kirlenmesine, annemin kızmasına rağmen, çamura dokunmak, benim için yaşamak gibi bir şeydi. Öyle küçük hayvan figürleri filan değildi yaptıklarım, sakın yanlış anlamayın.
Ailemdeki insanların yüzlerini yapıyordum. Bunları, mutfak fırınında ilk kez pişirdiğimde, tam 8 yaşındaydım. Babam şaşkınlıkla ve sevinçle karşıladı yaptığım minik büstleri. Sanırım ki o zaman, annemin tüm karşı çıkmalarına aldırmaksızın, beni 18 yaşıma geldiğimde, Paris’te sadece kızların gittiği bir atölyeye yazdırdı. PARİS GÜZEL SANATLAR AKADEMİSİ’NİN kapıları, o zamanlar sadece KOCA SAKALLILAR’a açıktı. Daha sonra, karma bir atölyede çalışmaya başladım. Atölye buz gibi soğuktu. Elektrik ve su tesisatı bozuk, kötü, sağlıksız atölyeler de bile çalışmaya hazırdım.
Deli gibi çalışıyordum, sürekli. “Mösyö Rodın’den mi ders alıyorsunuz dediklerin de, henüz o kart zamparayı tanımıyordum. Ama herkes onun eserlerinden hayranlıkla söz ettiği için de, ondan nefret ediyordum. Sonra… tanıştık. Ben 19 , o ise 43 yaşındaydı. Sanırım 1884 yılıydı. Ahh… Aşkın yaratıcı gücüne inanırmısınız? Korkunç bir oburlukla çalışıyorduk. Rodın’e gündüz onun atölyesinde yardım ediyordum. Çıplak modellik yapıyordum, geceleri ise onun bana tuttuğu atölyede çalışıyordum. Çok yoruldum ama, en güzel eserlerimi tam da bu yıllarda ürettim.
Ben de artık canlı modellerle çalışmak istiyordum, Rodın buna izin vermedi. Oysa ben sana ne kadar destek sundum Rodın ve de kendimi var etmeye çalıştım, Rodın’nin sevgilisi, metresi, öğrencisi olmanın dışında, var olabilmek için, ne çok çalıştım. Bunun farkında değil miydin?
Ne çok bedel ödedim, Camille olmak için. Bak artık, sanat eleştirmenleri, benim adımı da ağızlarına alıyorlar. “Teslimiyet” ödül aldı ve yaşım henüz 24.. “Vals” ödül aldı, hani Claude Debussy’e adadığım. Yaşım 31 ve devlet bana sipariş veriyor.
Benim, sana rakip olma gibi bir düşüncem yok ki Rodın, rahat ol, sev beni yeter. Bak her “Camile” diye bağırdığında.. Yanındayım, sana yardıma hazırım. Ahhh.. Rodın, terk etme beni n’olur? Bak sen, karın Rose ile giderken, ben, buz gibi bir odada, çocuğumuzu düşürüyorum. Soğuk Rodın burası ve ortalık kan içinde, canım acıyor.. Yüreğim sızlıyor. Sen, tam bir hafta sonra mı, geliyorsun bana bakmaya? Yapma.. Beş parasızım ve sağlığım bozuk.. Baba! Neden yoksun? Neden öldün ? Tam da desteğine bu kadar ihtiyacım varken.. Beni, akıl hastahanesine mi kapatacaksınız? Elbette.. Kırar atarım heykellerimi ırmağa! Kime ne?
Ama.. Hastahanede heykel yok, çamur yok ve siz biliyorsunuz ki. Ben çamura dokunamazsam zaten deliririm.. “Soğuk” burası dedim..”Gelin alın beni” dedim … Yok mu?Gelip almıyor musunuz beni? Eeee buranın başı da ölümdü ..30 yıl sonrası da ölüm . Sadece beni unutmayın…
Camille
İŞTE RODIN! Camille anlatıp, Rodın’i anlatmamak bana yakışmaz elbette, ama açıkcası Camille’yi tanıyınca da, Rodın’e dair, çok iyi şeyler düşünmedim doğrusu. Rodın’i olabildiğince tarafsız anlatabilmek.. Şu andaki arzum bu. Ama insanların yaşam karşısındaki duruşları, zaten üretimlerine ve üretme biçimlerine de denk düşüyor. İŞÇİ MÜCADELESİ TEMMUZ 2006 sayısında, sevgili YASEMİN DOĞAN’nın, bu konudaki makalesinden aktarımlar yaparak, Rodın’i tanıyalım mı? Heykel konusunda, tartışmasız ustalardan biri olan MÖSYÖ RODIN, 1840 ile 1917 yılları arasında, Paris’te yaşamış, bir Fransız heykel sanatçısıdır. Heykelin büyük ustası Rodın, sanat tarihinde önemli bir yere sahip olmuş, daha da doğrusu döneminin burjuvaları ve devletince desteklenmiş, şanslı sanatcılardan biridir. Üç kez girdiği, Güzel Sanatlar Akademisi sınavlarında başarılı olamaz ve heykeltraşların atölyelerinde çalışarak, dekoratif ve ticari heykeller yapar. Gerçek boyutlu, bir çıplak insan modeli olan TUNÇ ÇAĞI adlı eserini, kalıp alarak yapmakla suçlanırsa da, daha sonra bu heykelini Fransa devleti satın alır. ADEM HAVVA ve DÜŞÜNEN ADAM figurleri yapar. VİCTOR HUGO anıtı, CALAİS BULVARLARI anıtı, BALZAC ANITI ve de PAPA XV.BENEDİC BÜSTÜ’nü yapar. Biron Konağına yerleşir orada yaşar. 1914′te savaştan kaçar ve İngiltere`ye yerleşir, ardından Roma’da yaşar. Burjuvalarla ve devletleriyle arasını sürekli iyi tutar. Camille ilgili yaşadıklarını ise Camille’in ağzından dinledik. Camille’in sanatcı kimliğine de aşık olur ve de eserlerinin bir çoğunda Camille’nin izlerini görebiliriz. Tutkulu aşkları ve birlikte çalışmaları sonucunda, çok güzel eserler ortaya çıkar. Örneğin, CEHENNEM KAPILARI çok ünlü bir eseridir Rodın’nın ve bu döneme denk düşer. Rodın’i, bu kadar tanımak da bize yeter. Çok tarafsız olmaya çalıştığımın farkındasınız umarım, ( çok uğraştım tarafsız olabilmek için ama, nedense ben bir tarafım ve de oradan bakmak zorundayım. Örneğin, sanat severlik mi deseniz, servet severlik mi? Sanat severim ve oradan bakarım ve taraflı olarak bakarım. Örneğin, emekten yana mısın? Yoksa sermayeden yana mı derseniz, emekten yanayım oradan bakarım. Herkese sevgi ve dostlukla.. Bu yazıya eklemek istedikleriniz varsa lütfen ekleyin, Camille dosyamız kapanıyor. Clara Zetkin`i tanıyacağız.)
Yazan : AYSEL KILIÇ.
Email : lilith_sword@hotmail.com
Camille`nin yaşamını, daha yakından öğrenmek isteyen arkadaşlarımıza, kaynak oluşturması bakımından, Camille’in yaşamını anlatan bir kitap ve bir film tanıtacağım. Anne Delbee tarafından yazılmış olan ve EVEREST Yayınevinin yayınlamış olduğu, BİR KADIN: CAMİLLE CLAUDEL – TAM BİR BİYOGRAFİ ÇALIŞMASI. Daha çok Camille’in yaratma sancılarına ve Rodın’e duyduğu aşka odaklanmış olmakla birlikte, dönemin sanatsal ve toplumsal olaylarını da yansıtan kitap, bir kadın tarafından yazıldığı için, ayrıca anlamlı olmakla birlikte, Camille’in bebeğini düşürdüğü acı ve travmalar içinde geçirdiği bir haftayı anlatmadığı için, bu yanıyla eksik olduğu eleştirisini almış. Ancak, Camille’in yaşamını yakından tanımak isteyenler açısından da, oldukca iyi bir kaynak olduğunu söyleyebiliriz. [img]Image Blocked[/img] Yönetmen: Bruno Nuytten tarafından çekilmiş olan, Gerard Depardieu’nun Rodın’i, İsabelle Adjani`nin Camille’yi canlandırdığı CAMİLLE CLAUDEL isimli film ise gerek hikayenin çarpıcılığı, gerekse oyuncuların ustalığı ve film kalitesi yönünden, izlememiş olanlar için, izlenmesi önerilecek güzelllikte bir film. Bu konuya dair, ekleme yapmak isteyen arkadaşlarımız olursa, çok mutlu olacağım, benim bilgi dağarcığım, bu konuda bunlarla sınırlı.. herkese sevgi ve saygılar.

Bu yazı, yazarının izniyle, www.ozgurmedya.org daki köşesinden alınmıştır, yazarın daha fazla yazılarını okumak isterseniz, yukarıdaki siteden okuya bilirsiniz.  

Bu Yazıyı Toplamda 444 Kişi Okudu

Tags: , , , ,

This entry was posted on Salı, Şubat 3rd, 2009 at 14:52 and is filed under Aysel Kılıç, Biyografi, Deneme, Kadın, Kültür Sanat, Makaleler, Medya, Yazar. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a reply

Isminiz (*)
Mail Adresiniz (*)
Web Siteniz

bilgi

Yorumunuz