Archive for the ‘Biyografi’ Category

24
May

HAKKIMDA – Olca BAL

   Posted by: admin Tags: , ,

YAŞAMDA VAR OLMANIN YOLU YAZMAK(MI) VEYA YAŞAMAK(MI)
YAŞAMDA VAR OLMANIN YOLU YAZMAK(MI) VEYA YAŞAMAK(MI)

21.04.1973’de, benim için geçerli olan! Yurdumun en güzel şehri, İstanbul’da dünya’ya gözlerimi açtım. Ne yazık ki çok sevdiğim İstanbul’umu yedi yaşına kadar yaşaya bildim. Ailem, Almanya’nın Düren şehrinde yaşadığından, beni de yanlarına aldılar. Okul hayatım Düren’de başlamıştı ve ortaokul son sınıfa kadar okumuştum, normal derecede bir karne ile meslek hayatına atıldım. Dokumacılık üzerine mesleğimi bitirdim. Ve 12 yıldır dokumacılık üzerine bir fabrikada çalışmaktayım. Çocukluğumda en büyük hayalim Tiyatrocu olmaktı maalesef sadece hayallerde kaldı. 11 senelik evlilik hayatımı arkamda bırakalı 7 seneyi geçti. Kızımla beraber bir evi paylaşıyoruz. Hayatımda pek faaliyetlerim oldu diyemem. Yıllarca çevremin sorunlarıyla uğraşmaktan, kendi isteklerime duyarsız kaldım. Yaşam boyu içimde birikenleri hep yazmak istemişimdir. İnsanların acılarını, umutlarını, sevgilerini, kendi dünyalarında kayboluşlarını, yükselişlerini! Her yönüyle kalemimle paylaşmak istedim. Demek ki her şeyin bir zamanı varmış! Fatih Mehmet Yıldırım’la tanıştığım günden beri, kitaplar’lada tanıştım ve içimdeki birikimlerimi yazmam için bana Read the rest of this entry »

9
Şub

HAKKIMDA – SONGÜL TOKER

   Posted by: admin Tags: , ,

SONGÜL TOKER

SONGÜL TOKER

1969′da, ailem tarafından Almanya’ya getirildim, Adana doğumluyum. Çocukluk yıllarımın yarısı İstanbulda, diğer yarısı ise Heidelberg’te geçdi. Evlendikten sonra NRW’ye yerleştim, şu an Bochum’da kalmaktayım.

89 yılında başlayan edebiyat çalışmalarım, şiir ve roman dalında sürerken, (bir kadının, Almanya’daki yaşamından kesit sunan bir çalışma) talihsiz bir olay yaşayarak, eşim
tarafından yakıldı. Yaşadığım bu olaydan etkilenerek, çalışmalarıma bir süre ara verdim. İcimde kadın olarak ezilmenin verdiği öfkeyle, hayatıma yeni bir yön vererek, Türk cocukları ve kadınlarına yönelik sosyal faaliyetlere başladım. Her zaman, yaşam ve sanattaki yerim, ezilen ve zayıf kitlenin yanı oldu. Edebiyat çalışmalarına, 1994’den sonra tekrar, rahmetli Fakir Baykurt hocam tarafından yönlendirildim. Hocamın hep söylediği bir söz vardı: “Songül’cüğüm, çocuk eğitimine aslında yetişkinlerden başlamalı, halkımızın çoğunda büyük bir eğitim eksikliği var.” Ben de, bu düşüncenin gerçekleşmesi için, elimden gelen çabayı vermekteyim.

2001’den bu yana, “Bezek Edebiyat işliği” üyesiyim, burada bir gurup yazar arkadaşla, edebiyat çalışması yapıyor, yazdıklarımızı tartışyor ve olgunlaşan yazıları kitaplaştırıyoruz.

Anaokulu öğretmeniyim, yıllarca çocuk ve çocuk eğitimiyle uğraşmaktayım. Şu an, yeni bir proje çalışması içindeyiz. ”Üç kuşak bir arada,” bu projenin amacı; çocuklar, gençler ve yaşlıları bir araya getirerek, dialog ve ilişkileri güçlendirmek.

Yaşlıların yanlızlık çemberinden kurtulmaları için, interaktiv ilişkiler ve etkinlikler düzenlemek. Çocuk ve çocuk eğitimi alanında, aileleri eğitmek içerikli, bir proje çalışmamız sürmektedir.

Her çocuk kutsal bir emanettir ve tüm çalışmalarımız, çocuklar için olsun dileğiyle.
Hepinize sevgiler

SONGÜL TOKER

Foto:Mehmet Ünal Fatih Mehmet Yıldırım

Foto:Mehmet Ünal Fatih Mehmet Yıldırım

Yolu Mannheim’ın Pazar meydanına düşenler onu mutlaka bir gün fark etmişlerdir; bir kafeteryalarda otururken, bir kitap okurken veya yine birileri ile sohbet ederken. O Mannheim, Ludwigshafen, Worms gibi şehirlerin artık envanteri sayılır – yani o olmazsa sanki bir eksiklik hissedilir. Uzun boylu ve uzun saçlı, babayiğit ve sohbeti seven birisidir…

Özgeçmişini bildiğim kadarıyla; Fatih Mehmet Yıldırım 5 Haziran 1962 Kırklareli Babaeski doğumludur. Babası Pilot Üsteğmen’in şehit olması üzerine, hayata atılmış ve daha erken yaşta ağır sorumluluk almaya başlamıştır. 70′li ve 80′li yıllarda toplumsal hareketlerinde aktif yer almış ve de yaşanan gerginliklerin canlı şahidi olmuştur. Almanya’ya yerleştiğinde yaşadığı onca acı dolu olayların etkilerini önce duygu dolu şiirlerine yansıtmıştır ve daha sonra da bu yansımalar yazıla yazıla bir kitap dolusu öykü olmuştur.

Ben Fatih ile fahri, sosyal ve kurumsal çalışmalar esnasında tanıştım. İlk zamanlar daha henüz tedirgindik ve karşı tutumlar içerisindeydik. Buna rağmen çok sürmedi daha güzel bir dünyanın tatlı ütopyalarını paylaşmamız ve karşılıklı oturup şiirler okumamız. 1997’de hatta rahmetli Fakir Baykurt ile beraber ortaklaşa bir Şiir Şöleni gerçekleştirebilmemiz bile kısmet oldu bizlere. Sanat, edebiyat ve felsefi tartışmalarımızın ötesinde ikimizin bir başka ortak yanı daha vardı ki; o da 80’li yılların hayatımız üzerinde oluşturmuş olduğu ve bir daha da geri dönüşümü olmayan belirtisi.

80’li yılların getirdiği ağır koşullar

1980’li yılların getirdiği ağır koşullar akıbetinde güzelim vatanından ayrılarak bir belirsizliğe doğru yola alanlardandık ikimizde. O yıllardan sonra memlekette kalan yakınlarımız ile her geçen yıl bağlarımız biraz daha azalması bir yana, Almanya’da doğup büyüyen nesillere de bir türlü anlatamaz olduk bizi saran o ince efkârımızı, melankoliyi. Pir Sultan Abdal çok ta yerinde söylemiş ‘Her şey yerinde güzeldir!’ diye. Ben de o yıllara ait duygularımı bir şiirimde şöyle dile getirmeye çalıştım: Read the rest of this entry »

valse30 yıl akıl hastanesinede kalan ve çamura can veren Camille Claudel… Bakırköy Akıl Hastanesi’nin önündeki `Düşünen Adam Rodin’in sevgilisi Camille Claudel… Yazarımız Aysel Kılıç, işte yaşamı akıl hastanesi ve çamurlarla geçmiş Camille Claudel’i yazıyor. İşte Aysel Kılıç’ın, `Çamura can veren kadın… Camille Claudel` adlı yazısı…
“Akıl hastanesi! Evim diyebileceğim bir yere, sahip olma hakkım bile yok! Onların keyfine kalmış işim! Bu, kadının sömürülmesi, sanatçının ölesiye ezilmesi… Mahsus kaçırdılar beni, onlara tıkıldığım yerde fikir vereyim diye; yaratıcılıklarının ne kadar sınırlı olduğunu biliyorlar çünkü. Kurtların kemirdiği bir lahana gibiyim şimdi, yeni filizlenen her yaprağımı, büyük bir oburlukla mideye indiriyorlar… Bilmiyorum, kaç yıl oldu buraya kapatılalı, ama tüm hayatım boyunca, ürettiğim eserlere sahip çıktıktan sonra, şimdi de kendilerinin hak ettikleri, hapishane hayatını bana yaşatıyorlar… Bütün bunlar Rodin’in şeytani başının altından çıkıyor. Kafasında bir tek düşünce vardı zaten; kendisi öldükten sonra, benim sanatçı olarak atılım yapıp, onu aşmam; bunu engellemek için de, yaşarken olduğu gibi, ölümünden sonra da, ben hep mutsuz kalmalıydım…Her bakımdan başarıya ulaştı işte! Bu.. Bu esaretten çok sıkılıyorum. Villeneuve’e hiç dönemeyecek miyim, Paul?”
BEN CAMİLLE CLAUDEL, SESİMİ DUYUYOR MUSUNUZ? YUKARDAKİ MEKTUBU AĞABEYİM PAUL’A YAZDIM. HANİ ŞU ÜNLÜ FRANSIZ ŞAİRİ.. DİPLOMAT PAUL CLAUDEL. BANA DÖNÜP YANIT VERMEDİ. BİR ÇOK ARKADAŞLARIMA , BİR ÇOK MEKTUPLAR YAZDIM. “ÜŞÜYORUM BENİ BURADAN ÇIKARIN “DEDİM. “HEYKEL YAPAMAZSAM , ÇAMURA DOKUNAMAZSAM, DELİRİRİM” DEDİM. Read the rest of this entry »

6
Oca

SAVAŞ ÇELİKER – HAKKIMDA

   Posted by: admin Tags: ,

helebada-resimSAVAŞ ÇELİKER
15.11.1973’te Sivas’ın İmranlı İlçesi, Karacaören Kazasına bağlı, Taşlıca (eski adı Tarbas) Köyünde doğdu. Küçük yaşta ailesiyle birlikte İstanbul’a göçtü. İlk, orta ve Lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Genç yaşta, devrimci alternatif düşüncelerle tanıştı. Bir kaç yıllık aktif mücadelenin ardından, henüz 19 yaşındayken, 11 günlük işkenceli sorgulardan geçirildikten sonra, 1993 yılında, Devrimci Sol üyeliğinden, (Örgüt 1994 yılında partileşerek DHKP-C adını aldı) 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul Bayrampaşa Cezaevi’nde başlayan hapishaneler serüveni, sevkler ve sürgün sevklerle, ülkemizin yedi ayrı ilindeki, dokuz farklı cezaeviyle, 11 yıl devam etti. Bu süre zarfında, iki yılı aşkın süre, tek başına hücrelerde kaldı. Cezaevlerinde, hak gasplarına karşı yürütülen işgal,

Read the rest of this entry »

un3059“Hey gidi günler hey! O günler çook geride kaldı. Halil geliyor deyince, Bodrum’lu kızlar, pencerelere koşardı. Halil’de, Halil’di hani! Çam yarması gibi. Kaşı, gözü; eli düzgün. Cesurdu da. Yiğitliği dillerde, biz de gençtik o zaman. Bakma, saçlarımıza kar düştü, dişlerimiz döküldü. Belimizin kamburu, seksen yılın yükünü taşır. Şu karışıklıklar var ya yüzümde, nah şunlar! Keyiften gelmedi suratıma evlat. Bizim devirler başkaydı. Ne gençliğimizi sürdük, ne bir gün gördük. Dışardan dış gavurlar, içeriden iç gavurlar, gün mü gösterdi bize? Gün dediysem, gün Allah’ın günü, hepsi bir. Şu var ki, memleket keşmekeş içindeydi. İşgal orduları parsellemişti yurdu. Ege’de Yunan var. “Şurdan şurası, benim” diyor da, başka bir şey demiyor. Ateş yılları anlayacağın. Belimizde piştov, elimizde Rus filintası, yatağımız sırtımızda. Dağ, taş, ova, bayır meskenimiz. Küçük Menderes’ten Köyceğiz’e; Denizli’den, Bodrum’a, karış karış, adım adım Read the rest of this entry »