Archive for the ‘Hikaye’ Category

22
Nis

ÇOCUĞUZ BİZ – SONGÜL TOKER

   Posted by: admin

cocukÇocuğuz  biz!
Dünyanın her yerinde
Yeşil
Mavi
Eladır rengimiz…
Çocuğuz biz!
Bazen hüzün olur gözlerimiz
Bazen üşür çıplak kalan bedenimiz
Bazen  kıllı zebaniler göğsünde
Çığlıklar kaplar gecelerimizi
Bazen yanarız
Bombalar içinde
Bazen  Allah adına
Kurşuna diziliriz…
Çocuğuz  biz!
Tankların tüfeklerin içinde
Ölüm korkusuyla besleniriz
Tanımayız kestiremeyiz
Maskeler ardındaki sizi
Sevgiyle nefretin rengini
Seçemeyiz…
Çocuğuz biz! Read the rest of this entry »

YAŞAMIN İÇİNE SIKIŞTIRDIĞIMIZ DUYGULAR BİZİM MUTLULUĞUMUZ(MU), MUTSUZLUĞUMUZ İSE KAÇTIĞIMIZ KENDİMİZ(Mİ)

YAŞAMIN İÇİNE SIKIŞTIRDIĞIMIZ DUYGULAR BİZİM MUTLULUĞUMUZ(MU), MUTSUZLUĞUMUZ İSE KAÇTIĞIMIZ KENDİMİZ(Mİ)

Elif’i artık çoktandır uyku tutmuyordu, gündüzü gecelerine karışmış, düşünceleri sınırsızca yoruyordu beynini. Bu bedensel bir rahatsızlığın dışa vurumu değildi, sadece düşünce ve hayal dünyasının içinde oluşturduğu fırtınaların sonucu, dönüşü olmayan bir yola doğru kendisini savuracağı endişesi, oldukça rahatsız ediyordu kendisini. Öyle bir olaylar zincirinin içine sarılmışdı ki, vücudu arınsa da vicdanı bu yükü nasıl kaldıracaktı, artık hiçbir zaman kendisi olamayacak, rahat edemeyecekti.
Hiç kuşkusuz, büyük bir beceriyle aile hayatına ve davranışlarına dikkat ederse, duygusal anlamda falso vermezse, belki de bu sırrını mezara kadar götürebilirdi. Bir insanın iradesi ve güçlü olmasının sınırları nereye kadardı? Ruhundan içtenlikle gelen arzularını, bir beden nereye kadar bastırarak durdurabilir? Çoğuları Elif’e kötü kadın gözüyle bakacak, bazıları ise lanetleri okuyacaktı şüphesiz! Belki azda olsa, birileri Elife hak verecektir! Bende merakla dinlemiştim, eminim sizlerde şimdiden merak ediyorsunuz Elif’in hayatındaki gizemli yönünü.
Otuz sekiz yaşında, iki çocuk annesi ve oldukça güzel bir Bayan, ev kadını olduğundan, her sabah erkenden kalkarak, işe gidecek olan kocasına kahvaltısını hazırlar, on yıldır olduğu gibi, büyük bir şefkatle kocasını yanaklarından öperek işine yolcu ederdi. Çocuklarına olan sevgisi, onlara karşı şefkat ve ilgi dolu sevgisiyle, çocuklarını hazırladıktan sonra onları yolcu eder, kendisini eş ve anne rolünde mutlu kılardı. Read the rest of this entry »

3
Nis

AYSUN SON KEZ AĞLIYORDU – Olca BAL

   Posted by: admin Tags: , ,

YAŞAM NE KADAR ZOR VE SEVMEK NE KADAR GÜZEL DEĞİLMİ

YAŞAM NE KADAR ZOR VE SEVMEK NE KADAR GÜZEL DEĞİLMİ

Canım sıkkın bu gün, bir hüzün çöktü içime, oturamıyorum bir türlü. ‘’Neden acaba’’ diyerek kendime sordum? Doğrusu aklıma gelen tek şey, sabah okula doğru yürüyen Tarık’ı görmem olur. O masum çocuğu her görüşümde, ister istemez bende etki bırakır ve benim maziye yolculuk etmeme neden olur! Annesi Aysun’u hatırlarım, eminim benimle birlikte, bu şehirde yaşayan birçok insanın hafızası, o talihsiz genç kızı unutmadı. Gerçi unutulacak gibi değil, insanın yüreğini paramparça eden anılar bıraktı yüreklerimize.

Aysun aşırı derecede güzel, uzun boyu, incecik ve zarif yapısı, çimen yeşili ışıldayan gözleri ile dikkat çekerdi. Öyle içten sıcacık gülümsediğinde, insanın sanki içi ısınırdı. Onu görenlerin ortak sözleri genelde hep aynı olurdu, ‘’Allah nazarlardan saklasın, bu nasıl güzellik, melek gibi güzel ve masum’’ derlerdi. Çünkü sahip olduğu yüzü kadar, ruhu da bir o kadar güzeldi, bir çocuk kadar temiz, içtiği su, yediği ekmek kadar saftı. Merhametliydi, iyilik doluydu ve herkesi kendisi gibi sanır, kötülük düşünmez ve kimseden kendisine kötülük geleceğinin hesabını yapmazdı.

Dört çocuklu işçi bir ailenin kızıydı, kardeşler bir odayı paylaşırlar, iyi geçinirlerdi, çünkü ailelerinden başka dayanakları yoktu. Anne ve babası yoğun iş temposu içinde, kendilerine bile vakit ayıramadan yaşarlardı. Güneş batmaya yakın, yorgun ve bitmiş şekilde eve gelirler, isteseler de çocuklarına gereken ilgi ve şefkati gösteremezlerdi. Tüm diğer ailelerin ortak derdi aynıydı, bir an önce para biriktirerek dönme hayalleri taşınırdı, dışarıda büyüdü çocuklar, daha doğrusu başıboş büyümek zorunda kaldı benim neslimin çocukları. Her birimizde kapanmazlar izler bıraktı, eksiklikler yarattı ve bedelini ağır ödeyenler de oldu. Read the rest of this entry »

un3059“Hey gidi günler hey! O günler çook geride kaldı. Halil geliyor deyince, Bodrum’lu kızlar, pencerelere koşardı. Halil’de, Halil’di hani! Çam yarması gibi. Kaşı, gözü; eli düzgün. Cesurdu da. Yiğitliği dillerde, biz de gençtik o zaman. Bakma, saçlarımıza kar düştü, dişlerimiz döküldü. Belimizin kamburu, seksen yılın yükünü taşır. Şu karışıklıklar var ya yüzümde, nah şunlar! Keyiften gelmedi suratıma evlat. Bizim devirler başkaydı. Ne gençliğimizi sürdük, ne bir gün gördük. Dışardan dış gavurlar, içeriden iç gavurlar, gün mü gösterdi bize? Gün dediysem, gün Allah’ın günü, hepsi bir. Şu var ki, memleket keşmekeş içindeydi. İşgal orduları parsellemişti yurdu. Ege’de Yunan var. “Şurdan şurası, benim” diyor da, başka bir şey demiyor. Ateş yılları anlayacağın. Belimizde piştov, elimizde Rus filintası, yatağımız sırtımızda. Dağ, taş, ova, bayır meskenimiz. Küçük Menderes’ten Köyceğiz’e; Denizli’den, Bodrum’a, karış karış, adım adım Read the rest of this entry »

2
Oca

ET NASIL YÜRÜTÜLÜR (AH ALMANYA)

   Posted by: admin Tags: ,

ihsanMezbahada çalışan arkadaşlarımız, bir protesto yürüyüşünde, gerekli olacak etlere, para ödememek için, önemli bir miktarda eti, dışarıya çıkarma kararı alırlar. İçlerinde Ozan A’da vardır. Etlerin en iyi yerlerinden kesip, bellerine sararak, üç gün üst üste, etleri dışarıya çıkartırlar. Fakat son gün, kapıda kontrol yapan görevli, Ozan A’ya:
- Nasılsın, bayağı kilo almışsın.
Der ve karnına vurur. Ozan’ın rengi gider. Yakalandığını zanneder bir an ve ekler: Read the rest of this entry »

2
Oca

BUNDAN SONRA CAYANIN, AVRADINI S… (AH ALMANYA)

   Posted by: admin Tags: ,

ihsan1Karamahmutlu, Armutçu lakablı, Mehmet Yıldırım vardı. Küçük Esat’ta çukurkahveden, herkes tanırdı onu, taşaronluk yapardı. Ama bu hikayesi Almanya, Köln’de geçer. Şu an 70 yaslarında ve emekli… Köln‘de Hasan adında bir genç vardır. Hasan, sünni bir genç kızla tanışır ve nişanlanır. Aradan zaman geçer, düğün zamanı gelir çatar. Kız tarafı tutturmuş, illa da nikah diye, ama ortada hoca yok. Eskiden Almanya’da hoca bulmak, çok büyük bir sorundu. Hasanın aklına, Armutcu Memet gelmiş:
-Abi, kurban oluyum sana, yalvarıyorum, şu işi çöz.
-Yapamam oğlum. Read the rest of this entry »

27
Ara

ÇARŞAMBA’YA, CEZAEVİNDE ETLİ KURU VAR ABİ

   Posted by: admin Tags: ,

11827973733jpgYıl 1978 Mayıs ayıydı, ben, Abidin, Oğuz, İsmail abi ve Çelebi karakola düştük. Oradan kimlik soruşturması için, bizi emniyet’ten, siyasi şubeye gönderdiler. Zemin katta, hücredeyiz. DAL gurubu ve diğer iskenceciler, sürekli işkence ediyorlar. İçeriye getirilen insanlar, yerlerde süründürülerek getiriliyorlar. Bir torba atar gibi atılıp, gidiliyor. Birde sakın su vermeyin diyorlar. Su içince, elektrik verilen kişinin vucutu şişme yapiyor. Bu arada, hırsızlıktan gelende çok, Avni baba diye bilinen komiserde onları, bu işkence tezgahından geçiriyor. Pazartesi, akşama yakın, kırk yaşın üstünde bir adam geldi. Çelebi, o kadar meraklıki, gelene soruyor, gidene soruyor. Diğer hırsızlardan birisi, filtreli sigaranın, filtre bölümünü yaktı ve tükürerek bir bıçak yaptı, sanki jilet dersin. Herkes ona bakiyor. Çelebi, “anam gurbanın oluyum, daha neler görecek la” dedi. Adam döşüne caldı, sigaradan yapma jileti, ortalik kan gölü oldu, hemen polise bildirdiler ama ilgilenen kim, diğer yeni gelen vatandaş, bağırıyor. Beni yarın mahkemeye çıkarın nolur, diyor. Çelebi, hemşerim sen neye geldin? Diye sordu. Abi yarın mahkeme olursam, Çarsamba‘ya etli kuru fasulye garantide, eğer ertesi güne kalirsam, yetisemem. Çelebi sordu, sen ne çaldın arkadaş diye, oda karyola çaldım, portatif olanından, dedi. Biz hep birden baska bir sey yokmuydu, dedik. Zavallı adam şaşırdı. Abi ben yakalanmak için çaldım. Amacım Çarsamba‘ya etli kuru fasulyeye yetişmek…………..

A.İhsan Sagmen, 19.07.2007
alisagmen@hotmail.com