Archive for the ‘Olca Bal’ Category

17
Ara

AŞK YÜREKTE GENÇ KALIR – OLCA BAL

   Posted by: admin

AŞK YÜREKTE YAŞANAN HÜZÜN GİBİDİR, SANCISI HAFİFLER AMA YOKOLMAZ(MI)

AŞK YÜREKTE YAŞANAN HÜZÜN GİBİDİR, SANCISI HAFİFLER AMA YOKOLMAZ(MI)

( Dursun Yılmaz’ın hayat hikayesi )
Bir Cuma akşamı dayımlara uğradım. Arada bir kendisini ziyaret ederim, sevdiğim ve saygı duyduğum büyüklerimden birisidir. Belkide, zor geçen çocukluğumda desteğini çok görmemden. Onunla, yıllara dayalı tatlı sohbetlerimiz olur zaman zaman. Ve ben, dayımı çok iyi tanıdığımı sanıyordum kendimce. Yanılmışım! Ta ki bu ziyaretime dek. Eşi Mürvet yengemle mutfakta oturmuş hoş beş edip, enfes demlediği tavşankanı çayı içiyorduk.
Bir zaman sonra, dayı’m başı önde içeriye girdi. Kafasını hafifçe kaldırıp beni gördüğünde, “Oh hoş geldin yeğenim,” dedi. Bende ayağa kalkıp iki yanağından öperek onu çok özlediğimi söyledim. Yüzüme, gözlerimin içine uzunca bir bakış attı, sanki rica da bulunacakmışçasına. Sonra, “Olca kızım,” dedi. “ Senin öyküler yazdığını duydum!” Bende, utangaç bir sesle; “Eh dayı,” dedim, “İşte bir şeyler yazmaya çalışıyorum.” O sırada, Mürvet yengem dayı’mın akşam yemeğini tabağına koyuyordu. Bir tepsiye de salatasını ve ekmeğini hazırladı. Dayı’m tepsiyi eline alarak, “Gel bakalım sana anlatacaklarım var. Birde Hamdi Çavuşun oğlu, Dursun’un hikayesini yaz.” Peşinden gittim, bi an duraklayarak Mürvet yengeme doğru mutfağa döndüm. Telefonla konuşuyordu! Ben daha yenge sende gelsene demeden, torunu Miraç’ın ateşi çıktığını ve minik bebeği görmesi gerektiğini söyleyerek, aceleyle evden çıktı. Read the rest of this entry »

29
Tem

UÇURTMA – Olca BAL

   Posted by: admin Tags: ,

GÖZLERİNDE ÖZGÜRLÜĞÜ YAŞADIM VE SEVGİYİ, UÇURTMA MEVSİMİNDE ÖZGÜRLÜK GİBİ(Mİ)
GÖZLERİNDE ÖZGÜRLÜĞÜ YAŞADIM VE SEVGİYİ, UÇURTMA MEVSİMİNDE ÖZGÜRLÜK GİBİ(Mİ)

Funda öğretmen, yetimhanenin bahçesinde diğer küçük çocukların arasında Hüseyin’i göremeyince, telaşlanarak aramaya koyulur! Yemekhanesinden başlayarak, yattığı odasına, bodrum katından tut, çatısına varana kadar, ama bulamaz! Telaşı daha da artarak yüreği alevlenir bir anda, mutfakta çalışan Akgül ablasının yanına koşarak nefes nefese, ’’Hüseyin’i gördün mü? Ve yakınarak ‘’yine kayıplarda’’ der. Hademe Akgül, ‘’görmediğini’’ söylerken kendiside endişeye kapılır! ‘’Anlaşıldı kızım, bu çocukla işimiz var bizim,’’ sırtından önlüğünü çıkartarak, ‘’beraber arayalım’’ der. Saatlerce aramanın sonunda, Funda öğretmenin sinirleri bir hayli gerilir ve güneşin batmasıyla karanlık yavaşça etrafa yayılmakta. Funda öğretmenin alnından sıkıntı terleri akarken, yanakları da öfkesinden kızarmıştı. Gözlerini büyümüş, ellerini de sıkıca birbirine ovuşturarak söylenmeye başlamıştı; ‘’Biz ne yapacağız şimdi, ya başına bir kötülük geldiyse! Ah Akgül abla, her çocuğu anladım! Çözebildim eğitim hayatımda! Bir tek Hüseyin’e yaklaşamadım, neyi uyguladıysam başarısız kaldım!’’ Delirecek gibiydi artık Funda öğretmen. Hüseyin’i, o küçük içine kapanık çocuğu ayrı severdi. Read the rest of this entry »

8
Haz

KURTARICI AŞK – Olca BAL

   Posted by: admin Tags: ,

YAŞAMDA VAR OLMAK VE YOK OLMAK ARASINDA TEK GERÇEK SEVGİ(Mİ)DİR
YAŞAMDA VAR OLMAK VE YOK OLMAK ARASINDA TEK GERÇEK SEVGİ(Mİ)DİR

Mehmet hakkında anlatılanlara inanmadığımdan yaşadığı şehre gitmeye karar verdim! Gözlerimle görmek istiyordum anlatılanları, ortak dostlarımız bitmiş ve tükenmiş olduğunu anlatıyorlardı, dosttum olarak yardım elimi uzatabilmem için. Durumunu en açık şekliyle anlamak zorundaydım Benim tanıdığım Mehmet çakı gibi bir delikanlıydı, güçlüydü, hayat acımasızca üstüne de gelse, Mehmet bir adım bile geri atmadan, gülerek zorlukların üstüne yürürdü. Hali ormanların kralı bir Aslanı andırır, gerektiğinde içindeki Aslanı hayata sürerdi! Çevresindeki insanlar onu tutkuyla izler, var olan sağlam kişiliğine hayran olurlardı. Hakkında işittiklerim beni etki altına almış ve yol boyunca arabamı kullanırken, ister istemez şimdiki halini düşünerek, kendimce onu yargılıyordum.
Ne oldu sana Mehmet, sen kendini terk ederek bir başka varlık mı gönderdin yerine? Yoksa kendini bizlere sağlam ve güçlü göstermen bir rolden ibaret miydi? Eyer öyleyse Mehmet, rolünü en güzel şekilde oynayarak, bizleri de inandırdın güçlü olmana. Ya da yılların biriktirdiği acılar, yüreğini mi esir aldı bir anda, güçlü Mehmet’in bu yıkılışı, inanamadığım yükseklerden yerlere inişi, belkide istemeden kendini yok edişi. Read the rest of this entry »

24
May

HAKKIMDA – Olca BAL

   Posted by: admin Tags: , ,

YAŞAMDA VAR OLMANIN YOLU YAZMAK(MI) VEYA YAŞAMAK(MI)
YAŞAMDA VAR OLMANIN YOLU YAZMAK(MI) VEYA YAŞAMAK(MI)

21.04.1973’de, benim için geçerli olan! Yurdumun en güzel şehri, İstanbul’da dünya’ya gözlerimi açtım. Ne yazık ki çok sevdiğim İstanbul’umu yedi yaşına kadar yaşaya bildim. Ailem, Almanya’nın Düren şehrinde yaşadığından, beni de yanlarına aldılar. Okul hayatım Düren’de başlamıştı ve ortaokul son sınıfa kadar okumuştum, normal derecede bir karne ile meslek hayatına atıldım. Dokumacılık üzerine mesleğimi bitirdim. Ve 12 yıldır dokumacılık üzerine bir fabrikada çalışmaktayım. Çocukluğumda en büyük hayalim Tiyatrocu olmaktı maalesef sadece hayallerde kaldı. 11 senelik evlilik hayatımı arkamda bırakalı 7 seneyi geçti. Kızımla beraber bir evi paylaşıyoruz. Hayatımda pek faaliyetlerim oldu diyemem. Yıllarca çevremin sorunlarıyla uğraşmaktan, kendi isteklerime duyarsız kaldım. Yaşam boyu içimde birikenleri hep yazmak istemişimdir. İnsanların acılarını, umutlarını, sevgilerini, kendi dünyalarında kayboluşlarını, yükselişlerini! Her yönüyle kalemimle paylaşmak istedim. Demek ki her şeyin bir zamanı varmış! Fatih Mehmet Yıldırım’la tanıştığım günden beri, kitaplar’lada tanıştım ve içimdeki birikimlerimi yazmam için bana Read the rest of this entry »

10
May

ÖLÜMÜN PENÇESİNDE – Olca BAL

   Posted by: admin Tags: , ,

ÖLÜMÜN ARKA YÜZÜNDE SEVİNÇ SOKAKLARI GİZLİDİR, YÜRÜYECEK KADAR CESARETİMİZ VAR(MI)

ÖLÜMÜN ARKA YÜZÜNDE SEVİNÇ SOKAKLARI GİZLİDİR, YÜRÜYECEK KADAR CESARETİMİZ VAR(MI)

Yine kafamın içinde bin bir türlü sorular, biri bitmeden diğeri başlıyordu, artık ne yapacağımı şaşırmıştım. Yağmurun sürekli ölmek isteyişine bir anlam veremiyordum, zaten zamanı geldiğinde ölmeyecek miydik? Korkuyordum, her an bir delilik yapmasından, yine ölümü çare bilerek, büyük bir cesaretle çekinmeden ölüme başvuracağından korkuyordum. İçimde yaratılan korkular, bir biriyle yarışarak kabusa dönüşmüştü ve tedirgin bir hayat sürmeye başlamıştım.
Bir sabahı uyandığımda kafam her zamankinden daha dalgındı, balkona çıkarak Baharın verdiği ılık havayı içime çektim ve kendini dışarı at, en doğrusunu yaparsın diye düşündüm. Biraz olsun ruhumu rahatlatmak için, kendime bakım yaparak en şık kıyafetlerimi giydim ve dışarıya çıkarak yürümeye başladım. Bayağı yürüdükten sonra, hiç farkına varmadan tanımadığım sokaklara girdim. Gözüme köhne bir yerde Kafeterya çarpınca, sandalyeleri ve masaları dışarıdaki bahçeye kurulmuş, hemen boş yer seçerek oturdum, bayağı kalabalıktı. Garson yanıma gelerek siparişimi sordu, bir bira istedim, Güneşin altında canım soğuk bir bira çekmişti, garson biramı masaya bıraktığında, kendimi tutamadan hızlı yudumlarla içmeye başladım ve içtikçe içinden çıkamadığım düşüncelere daldım.
Birden içimde oluşan cesaretle, cep telefonumu elime alarak Yağmuru aradım ve bulunduğum yere gelmesi için rica ettim, yarım saat sonra Yağmur soluk bir yüzle gelmişti. Bana hafiften gülerek elimi sıktı ve karşıma oturdu. Garsona iki bira siparişi daha vermiştim. Bir yandan ise konuya nasıl gireceğimi düşünüyordum, artık onunla konuşarak muhakkak öğrenecektim, neden mücadele etmektense, sürekli ölmek isteyişini. Yüzüne tedirgince bakarak, lütfen Yağmur artık beni üzmekten vaz geç ne olursun anlat. Read the rest of this entry »

3
Nis

AYSUN SON KEZ AĞLIYORDU – Olca BAL

   Posted by: admin Tags: , ,

YAŞAM NE KADAR ZOR VE SEVMEK NE KADAR GÜZEL DEĞİLMİ

YAŞAM NE KADAR ZOR VE SEVMEK NE KADAR GÜZEL DEĞİLMİ

Canım sıkkın bu gün, bir hüzün çöktü içime, oturamıyorum bir türlü. ‘’Neden acaba’’ diyerek kendime sordum? Doğrusu aklıma gelen tek şey, sabah okula doğru yürüyen Tarık’ı görmem olur. O masum çocuğu her görüşümde, ister istemez bende etki bırakır ve benim maziye yolculuk etmeme neden olur! Annesi Aysun’u hatırlarım, eminim benimle birlikte, bu şehirde yaşayan birçok insanın hafızası, o talihsiz genç kızı unutmadı. Gerçi unutulacak gibi değil, insanın yüreğini paramparça eden anılar bıraktı yüreklerimize.

Aysun aşırı derecede güzel, uzun boyu, incecik ve zarif yapısı, çimen yeşili ışıldayan gözleri ile dikkat çekerdi. Öyle içten sıcacık gülümsediğinde, insanın sanki içi ısınırdı. Onu görenlerin ortak sözleri genelde hep aynı olurdu, ‘’Allah nazarlardan saklasın, bu nasıl güzellik, melek gibi güzel ve masum’’ derlerdi. Çünkü sahip olduğu yüzü kadar, ruhu da bir o kadar güzeldi, bir çocuk kadar temiz, içtiği su, yediği ekmek kadar saftı. Merhametliydi, iyilik doluydu ve herkesi kendisi gibi sanır, kötülük düşünmez ve kimseden kendisine kötülük geleceğinin hesabını yapmazdı.

Dört çocuklu işçi bir ailenin kızıydı, kardeşler bir odayı paylaşırlar, iyi geçinirlerdi, çünkü ailelerinden başka dayanakları yoktu. Anne ve babası yoğun iş temposu içinde, kendilerine bile vakit ayıramadan yaşarlardı. Güneş batmaya yakın, yorgun ve bitmiş şekilde eve gelirler, isteseler de çocuklarına gereken ilgi ve şefkati gösteremezlerdi. Tüm diğer ailelerin ortak derdi aynıydı, bir an önce para biriktirerek dönme hayalleri taşınırdı, dışarıda büyüdü çocuklar, daha doğrusu başıboş büyümek zorunda kaldı benim neslimin çocukları. Her birimizde kapanmazlar izler bıraktı, eksiklikler yarattı ve bedelini ağır ödeyenler de oldu. Read the rest of this entry »

21
Mar

ZÜHAL – Olca BAL

   Posted by: admin Tags: , , ,

HERKES MUTLULUĞA LAYIKTIR ÇOCUĞUM, SEVGİ ŞİDDETİ YENECEK BİRGÜN
HERKES MUTLULUĞA LAYIKTIR ÇOCUĞUM, SEVGİ ŞİDDETİ YENECEK BİRGÜN

Canım, canım Zühal’im, nerelerdesin bebeğim. Yıllardır elimde kalan, çocukluğundan kucağımda oturduğun resmin var. Renkleri bile soldu, yıprandı fotoğrafın. 15 senedir her gün elime alıp, uzun uzun baktığım, acaba seni sokakta görsem tanırmıyım diye düşündüğüm Zühal’im. Nereden tanırım seni, resimde 5 yaşındaydın, kocaman kadın oldun şimdi, kim bilir ne kadar güzelsindir. İzini bir bulabilsem, teyzen seni çok aradı bebeğim. Artık hasretin dayanılmaz oldu, acı bağladı yüreğimi, nerelerdesin canımın içi.

Ne doğduğun günü unuttum, nede seni kollarımda gezdirdiğim günleri, ismini bile ben seçmiştim sana. Seni sevmekten, şımartmaktan başka bir şey bilmezdik. Ailenin neşe kaynağı idin. Kocaman boncuk gibi ela gözlerin vardı. Kirpiklerin upuzun, yanakların al al olurdu güldüğünde. Köfte dudakların, beline kadar simsiyah, uzun saçların vardı. Her gün tarardım saçlarını, çok severdin bana saçlarını taratmayı, beni gördüğünde ilk yaptığın, tarağı kapmak olurdu, elime vererek kucağıma otururdun.

Seni bir gün görmesem, deli gibi özlerdim, ertesi sabah koşarak sana gelirdim. Bir tane Zühal’im, baban vefat ettiğinde 2 yaşındaydın. Rahmetli enişte, nadir bulunan değerleri taşıyan, çok iyi bir insandı, üstünüze titrerdi. Sizi mutlu edebilmek için, uğraşıp dururdu, ne yazık ki kanserin pençesine düştüğünde eridi, gitti 6 ay içinde. Babanın yokluğunu sana hissettirmemek için, ben, babam ve annem seni el bebek, gül bebek büyüttük. Read the rest of this entry »

19
Mar

İNSANOĞLU VE NUR IŞIĞI – Olca BAL

   Posted by: admin Tags: , ,

TANRI VE İNSAN NURU VAR EDEN NEDEN DEĞİLMİ

TANRI VE İNSAN NURU VAR EDEN NEDEN DEĞİLMİ

Günlerden Cuma ve ben çok yorgunum, çoğuları gibi yoğun bir çalışma haftasını bıraktım arkamda. Saatler ne çabuk geçmiş, farkına bile varmamışım. Güneş çoktan batmış, zifiri karanlığa davet çıkmış bile. Yavaş yavaş, caddeleri süsleyen binaların ışıkları sönüyor, bense hala otuyorum, gözüme uyku bile girmiyor. İki saate yakın, yatağıma uzanarak savaştım kendimle, uykuya dala bilmek için, ama olmadı, neyse diyerekten kalkıp bir sigara yaktım. Derince bir nefesle içime çekmeye başladım ve düşüncelere daldım.

Artık anlam veremediğim, anlamaya çalışsamda, anlayamadığım garip insanoğlunu düşünüyorum. Misafir olduğumuz şu gezegende, yaşantımızı nasıl çekilmez hale getirdiğimizi. ‘Yaşam zordur, bir sanattır yaşamak!’ Hayat şartları kolayın dışında, her birimiz uğraşıp duruyoruz, türlü türlü dertlerin içinde kaynıyoruz. Yaşamımızda neden en güzelini, en mükemmelini çıkartmıyoruz ortaya. Aksine biz insanlar, kendi çabalarımızla, daha da çekilmez hale getiriyoruz, bu Dünyada barınmayı. Read the rest of this entry »

3
Mar

MEKTUP – OLCA BAL

   Posted by: admin Tags: , ,

ÖNCE TANRILAR TERK ETTİ DÜNYAYI, SONRA MELEKLERLE SEVGİ(Mİ)

ÖNCE TANRILAR TERK ETTİ DÜNYAYI, SONRA MELEKLERLE SEVGİ(Mİ)

Merhaba iyilik meleğim.
Öncelikle, yumuk ellerinden ve gül yanaklarından öperim. Umarım sağlığın yerinde ve sen çok iyisindir. Çünkü, senin yokluğunu düşünmek bile istemiyorum. Biliyorum! Övülmekten hoşlanmazsın, hatta nefret edersin, ama bana kızma lütfen, içimden geldi, senin yüce insanlığını kağıt, kaleme dökmek istedim. Sana bir hatıram olsun, saklarsın belki, çekmecenin bir köşesinde.

Satırlarımı okuduğunda belkide; çok uzaklarda olacaksın, eğer şanslıysam yanı başında oturacağım. Bilemiyorum, tek bildiğim şey, iyilik meleğimi her zamankinden daha çok özlediğim ve huzuruna ihtiyaç duyduğum. Aslında çoğuları gibi, sevenlerin o kadar çok ki, herkes seni göre bilmek için yarışa giriyor, etrafında buluna bilmek için can atıyor. Nerdeyse koca şehir tiryakin olmuş. Eşlerin, dostların, akrabaların desem, zaten öyle.

Ya uzaktakiler, istedikleri zaman seni göremedikleri için en büyük hasreti, özlemi onlar çekiyor. Gerçi bir Meleğin özlemini çekmek bile güzel, çünkü seni tanıyan artık, sensiz yapamıyor. Neden diye düşünme bile? Evin bir Cennet’in sıcaklığına sahip. Evin sahibi ise huzur saçan bir Melek. Ya insanlığı ve güzel yüreği. Hiç rastlamadım ömrümde inan, senin gibi bir varlığa. O sonsuz sabrınla, bizleri bıkmadani usanmadan teker teker dinliyorsun. Şikayetçi olmadan, Seni bunaltsakta bizlere katlanıyorsun. Sen o kadar yücesin ki; derdimize hep derman oldun, acılarımıza hep melhem oldun, sıkıntılarımıza hep çare buldun.

Yolumuzu şaşırdığımızda bize doğru yolu gösterdin. Karanlığa düştüğümüzde tutup kolumuzdan, aydınlığa çıkartın. Sen güzel insan, don tutmuş yüreklerimizi, sevginle ısıttın. Sen nur yüzlüm, gönüllerimize Allah aşkını hissettirdin ve bizlere insan sevgisini aşıladın. O sıcacık bakışlarınla baktığında, kadife sesinle konuştuğunda, karşında oturan kötü insanın bile, huyu suyu değişiyor. Bir mekana girdiğinde, huzur saçan yüreğin, milleti bir mıknatıs gibi kendine çekiyor, herkesi başına topluyor. Read the rest of this entry »

24
Şub

YALAN DÜNYA – OLCA BAL

   Posted by: admin Tags: , , ,

BEN BULUTLARI ÖZLERKEN, BULUTLAR BENDEN UZAKTA(MI)

BEN BULUTLARI ÖZLERKEN, BULUTLAR BENDEN UZAKTA(MI)

Bağda bahçede
Dolaşmayı ister
Deli gönlüm
Daracık sokaklarda kalmışım
Berrak denizlerde
Yüzsün bedenim
Bulanık gölün
Kirli suyuna dalmışım
Masmavi bulutların üstünde
Uçsun derken hayallerim
Yedi kat yerin dibine
Gömülmüşüm
Yunus Emre’nin şiirlerine
Duygulansın isterken yüreğim
Zamanın acı haberlerine
Taş olmuş hislerim
Ben
Cennetin adaletinde
Yaşamak isterken
Yalan dünyada
Kayp olmuş benliğim Read the rest of this entry »

15
Şub

GÜSSÜM ANAM – OLCA BAL

   Posted by: admin Tags: , ,

ANILARIMIN YOLCULUĞU HİÇ BİTMEDİ(Mİ) ÖMRÜMDE

ANILARIMIN YOLCULUĞU HİÇ BİTMEDİ(Mİ) ÖMRÜMDE

1973′te, İstanbul’da dünyaya geldim. Babam asker de, annem ise çaresiz, zaten kaçmış zamanında babama. Ben, henüz 5 günlük bebekken, annemin Almanya’ya kağıtları çıkıyor, ne yapacağını şaşırmış bir halde, beni Samsun’daki Firdes teyzeye bırakıyor.Kokumu tatmadan, bana doyamadan, benden ayrılmak zorunda kalıyor ve tutuyor Almanya’nın yolunu. Firdes teyze, bana 2 sene bakmış ve sonra çeşitli nedenlerden dolayı, İstanbul’da yaşayan ve annemin annesi Güssüm anaya bırakmışlar beni.

Beni 7 yaşıma kadar o büyüttü, bir çocuğun en çok anne, babaya ihtiyaç duyduğu yaşlar ve dolayısıyla Güssüm anamı, o yaşıma kadar annem sanmıştım. Yaşlı haliyle, beni usanmadan, bıkmadan, büyük bir sevgiyle büyüttü! İstanbul’un en güzel gecekondusunda yaşadım onunla. Beraber kaldığımız ev, Allahı var çok güzeldi. Almanya’da yaşayan Zöhre teyzemin katıydı. Geniş odaları ve uzunca bir balkonu vardı, tepenin başında duran, 3 katlı bir binaydı, bizse 2′ci katta yaşıyorduk. Balkondan baktığımızda, Hisarüstü olduğu gibi ayaklarımızın altındaydı, sanki cenneti seyir ediyorduk. Çocukluğumun İstanbul’u ve İstanbul’un Hisarüstü, çok güzeldi.

Güssüm anam her sabah, erkenden kalkar, sabah misafirlerimiz olan güvercinleri yemlemeye, balkona ekmek içini koyardı, sonrada kahvaltıyı hazırlardı. Kocaman tepside, yer sofrasına çömelir, güle söyleye yerdik. Kahvaltıda sadece çökelek ve reçel olurdu, onlarıda kendi elleriyle, kendisi yapardı mevsiminde. O sırada balkonumuz çeşitli kuşlarla dolar ve ben büyük bir hevesle, yanlarına giderek onları seyrederdim. Üstümü giydirirdi, her renk oluşurdu sırtımda, bazen de başıma kenarları oyalı, çit örtmeye kalkardı, bende çığırarak kaçardım. ”Güssüm ana, başımı örtme” diyerek. O da peşimden koşardı ve hala çit elinde, ”gadalarımın gadaları, gıcım, gel buraya” diyerek seslenirdi. Read the rest of this entry »

13
Şub

BEYAZ ÖLÜM – OLCA BAL

   Posted by: admin Tags: , ,

KÜLLERİMDEN YARATACAĞIM KENDİMİ, SEVGİNLE YENERKEN BEYAZ ÖLÜMÜ

KÜLLERİMDEN YARATACAĞIM KENDİMİ, SEVGİNLE YENERKEN BEYAZ ÖLÜMÜ

Dağınık bir oda
İçerde!
Boğuk bir hava
Hafif dumanlı
Çarşaflar delik deşik
Sigara izmaritinden
Ayakta uyuyorsun
Haberin yok kendinden
Yatağının önünde
Bir tahta masa
Üstü bıçak çizikleriyle dolu
Koka’yini
Eroin’i
İğneleri
Kaşık
Isıtmak için
Ve meşhur jilatin kağıdı
Yavaş
Ve eziyetlerle dolu
Bir ölüm daveti
Daha
Neler, neler… Read the rest of this entry »

31
Oca

GÖZLERiN – OLCA BAL

   Posted by: admin Tags: , ,

1467vf0Bir Nisan ayında
Güneşin batmaya yakın
Bir saatinde
Tanıştım seninle
Oysa!
Hiç ciddiye
Almamıştım seni
Zaten!
Kanadı kırık
Bir kuş gibiydim
Sonra!
Oturdum yanına
Usulca
Sessiz bir zaman gecti aradan
Yavaşça!
Yüzünü çevirip bana
Gözlerimin içine
Derinlere baktın
Beni!
Uzak mazilere
Götürdün!
Getirdin!
O an!
İçimde fırtanalar kopuyordu
Sanki!
Canıma can geldi
Sanki!
Örselenmiş kanadım
Çırpmaya başladı
Tanıyordum sanki Read the rest of this entry »