ZAMANIN BAŞLADIĞI YERDE İNSAN, ARAF'ININ SUSKUNLUĞUNU YAŞIYORDU(MU)

ZAMANIN BAŞLADIĞI YERDE İNSAN, ARAF'ININ SUSKUNLUĞUNU YAŞIYORDU(MU)

İnsanın yaşam kaynakları oluşurken, kendisiyle barışık yaşayabilmesinin en önemli araçlarından birisi, ihanet ve farkındalıktır. İnsanın kendinde sorguladığı, yaşamının devamında önem verdiği, diğer bir var oluş durumu ise, gerçekliliği kendine göre kurgulayarak kabulleniştir. Var olanı şekillendirmek ve anlamlandırmak için, kendisinde oluşturduğu imgeler, kendisinin ifade tarzını oluşturur. Aslında bu, kendisinde var ettiği tecrübeler ile anlamlandırmayı sağlayan dil arasında ki çelişkisiz çelişkisidir.

Ana dilde kendisini ifade etmeye çalışırken, aslında kendisinde oluşturduğu imgeleri ifade etmeye çalışıyor, burada konuşma dili ile yazım dili arasındaki farklılık var oluş olarak şekillendikçe, farkındalık başlıyor. Kendisinin yaşam süreci içinde oluşturduğu imgesel ifade ile kelimelerin anlamlandırılması, kişinin kullandığı kelimeler farklılık göstermeye ve süreç içinde anlamlarını kendisinin oluşturduğu, imgesel dili geliştirmeye doğru yöneltir. Aslında bu şizofrenik bir durumdur, kendisinde yaratmaya çalıştığı gerçekliliği ifade ediş tarzında, insan farklı gerçeklilik ile aynısal kelimeler kullanarak, farklı ifade tarzına yönelmesi, kendisinde yaşadığı ve anlamlandırmadığı uyumsal travmasını (kişisel depremini, sarsıntısını) yaşar.

Süreçte uyumsal olmayan durum, bu imgesel tarzının farkındalığı başladığında, hızlı bir geçiş süreci yaşar. Uyumsal olmayan, çelişki ve sorunsal geçiş, onun kendisinde kırılmalarını oluşturmaya, ifade ettiği imge ve kelimeler arasında, farklılığı netleştirmeye başlamasını oluşturur. Kendisinde ifade etmeye çalıştığı imgelerin, kelimeler anlam yüklemede tam karşılığının olmaması, kişinin imgesel ifadesini tanımlamaya zorlar. Kelimelerle anlamlandırma çalışmaları, onun farkındalığını geliştirmeye ve kendinde yeni anlamlar yüklemeye çalıştığı kelimeleri, aramaya başlamasını tetikler. Bu süreç uzun ve sancılı oluşur.

Olabildiği kadar karmaşanın yaşandığı imgeler dünyasında, insanın kendinde yaşadığı bu Araf’sal süreç, yeni bir ivme kazanmış ve kendini yeni kelimelerle ifade tarzında, kelimelerden oluşan yeni imgeler yaratarak, bunu konuşma dilinden, yazın diline doğru aktarmaya başlamıştır. Önceleri başkalarınca okunduğunda anlamsız gelen yazılanlar, giderek yazanın imgesel dünyası keşfedildikçe anlamlanarak, şizofrenik yanılsamalar karşılık bulmaya başlar. Bu süreç Araf’ta yaşayan kimliğin kendini ifade tarzında yetkinleştiğini kabulleniş aşaması olarak ta kabul edile bilir sürecidir. Bu süreçte yazın dilinde kendini ifade etmek artık çok önemli hale gelmiştir. Yazmak ihtiyacı artık günlük yaşamının tam ortasına oturmuş, sancısal bir var oluşun ifade tarzıdır.

Yaşamsal önem oluşturmaya başlayan yazın çalışması, kendini ifade etmede ve kendindeki kendinle yüzleşmede, en önemli yaşam koşulunu oluşturmaya başlamıştır aslında. Okumak, yazmak ve düşünsel anlamda kendindeki Araf’ını anlamlandırarak, ifade etmeye başlamak, artık yetkinleşme yolundaki en önemli köşebent olmuştur. Vahi iletimi veya felsefi bağlamdaki idea’sı, bireyde somutlaşma süreci tamamlayarak yeni bir mecradan akmaya başlamıştır. Yeni bir kimlik kazanan birey artık kendini ifade etmenin ve etmeye çalıştığı kadarıyla anlaşılır kabul edilerek tartışılmanın rahatlığına ulaşmaya başlamıştır.

Çevresinde vahiyini veya düşüncesini dinlemeye, tartışmaya hazır insanlar buldukça, düşüncesinde saflaşma ve kendince anlam yüklemeler artmaya başlamıştır. Kendisini önemsedikçe tartışma ve karşıyı anlamaktan koparak, kendinde bile net olarak bir yere koyamadığı düşünsel dünyasını, yaşamın anahtarı olarak sunma güdülerini artarak, kendini de zorlamaya başladığı dönem oluşmuş ve bu dönemin tehlikelerini de fark etmeye de başlamıştır. Bu kendisini kişisel Araf’ında önemli bir yol ayrımına daha getirmiştir kendini. Toplumsal alt üst olu

Bu ayrımda ki kişilik çatışmaları ve dönemsel gelişim sürecinin ihtiyaçları da değişmiş, şekillenmiştir. Öğrenmek ve okumak ihtiyacı öncesin de temel amaçken, bu yeni dönemde ise yazmak ve tartışmak temel amaç haline gelmiştir. Öncesi herkesten bilgi alışverişi temel olup, bilgi sahibine yönelim temelinde, öğrenme açlığı yaşanırken, şimdiki süreçte kendinde ki süreç tamamlanmasa bile, kendi doğrularını temel alarak her soruna cevap verme, konuşarak yaşamak ve yazmak temel olmuştur.

Burada temel olan artık, ya başladığın noktaya geri dönerek, mütevazi olmayı kabul ederek, bilgi dünyasının engin denizinde damla olmak ya da kendine verilen önemi önemseyerek, evrenin merkezine kendini koymak, kişisel Araf’ında yoldan çıkarak, var oluşundaki anlamlaşan oluşu, anlamsız hale getirmektir. Bu Araf yolculuğunda, kendinde yaşanan devamlı çelişkiler zincirinin bitmeyen halkalarıdır.

FATİH MEHMET YILDIRIM
10.04.09 MANNHEIM. CAFE JOURNAL
FERİT VE TUTUŞTU ŞAFAK EYLÜL’DE
romanın yazarı ve şair.
fmyildirim88@hotmail.com
www.fatihmehmetyildirim.com
www.songultoker.com
www.altustolus.com
www.genelce.com
www.ozgurmedya.eu
www.welatperwer.com

Bu Yazıyı Toplamda 462 Kişi Okudu

Tags: , ,

This entry was posted on Pazartesi, Nisan 20th, 2009 at 17:41 and is filed under Deneme, Fatih Mehmet Yıldırım, Felsefe, Makaleler, Yazar. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a reply

Isminiz (*)
Mail Adresiniz (*)
Web Siteniz

muallak

Yorumunuz