19
Mar

İNSANOĞLU VE NUR IŞIĞI – Olca BAL

   Posted by: admin   in Makaleler, Olca Bal, Yazar

TANRI VE İNSAN NURU VAR EDEN NEDEN DEĞİLMİ

TANRI VE İNSAN NURU VAR EDEN NEDEN DEĞİLMİ

Günlerden Cuma ve ben çok yorgunum, çoğuları gibi yoğun bir çalışma haftasını bıraktım arkamda. Saatler ne çabuk geçmiş, farkına bile varmamışım. Güneş çoktan batmış, zifiri karanlığa davet çıkmış bile. Yavaş yavaş, caddeleri süsleyen binaların ışıkları sönüyor, bense hala otuyorum, gözüme uyku bile girmiyor. İki saate yakın, yatağıma uzanarak savaştım kendimle, uykuya dala bilmek için, ama olmadı, neyse diyerekten kalkıp bir sigara yaktım. Derince bir nefesle içime çekmeye başladım ve düşüncelere daldım.

Artık anlam veremediğim, anlamaya çalışsamda, anlayamadığım garip insanoğlunu düşünüyorum. Misafir olduğumuz şu gezegende, yaşantımızı nasıl çekilmez hale getirdiğimizi. ‘Yaşam zordur, bir sanattır yaşamak!’ Hayat şartları kolayın dışında, her birimiz uğraşıp duruyoruz, türlü türlü dertlerin içinde kaynıyoruz. Yaşamımızda neden en güzelini, en mükemmelini çıkartmıyoruz ortaya. Aksine biz insanlar, kendi çabalarımızla, daha da çekilmez hale getiriyoruz, bu Dünyada barınmayı.

Yüce tanrım, biz yarattığı kullarını seyir ettiğinde, ne düşünüyor acaba. Her birimize güzel bir emanet bırakarak, yeryüzüne gönderdi. Nur ışığını emanet etti, her kuluna. Yüce tanrım bir ışıkmış, her yarattığı kulunun yüreğinde, onun nur ışığı yer alırmış. Sadece içimizde yandığı sürece, tanrıya yakın oluyor ve hissediyormuşuz. Rüyalarda veya gerçek yaşamda, nasıl gerekiyorsa, sinyallerini ala biliyormuşuz. İçimizi tertemiz tutmamız gerekiyormuş, yani ruhumuzu, bir çocuğun saflığı ve temizliği derecesinde.

Ama ne yazık ki, insanoğlunun beyninde ve yüreğinde beslediği kötü huyları var. İçimizi kemiren kötü alışkanlıklarla, beynimizi bloke ederek, ruhumuzun etrafına duvar örüyoruz. Dolayısıyla, içimizde bulunan tanrının nur ışığının sönmesine sebep oluyoruz ve bizleri yüce tanrıdan hızla uzaklaştırıyor, yani sahte değerlerin peşinden koşarak, ruhumuzu köreltiyoruz. Böylelikle, tanrımızla olan bağlarımızı yitiriyoruz.

Yüce tanrımızın bir parçası olan nur ışığının içimizde yer alması, ne kadar yüce ve güzel bir duygu, öyle değil mi? Eşi, benzeri olmayan bir eserdir. Ben şahsen gözlerim kapanana kadar, yani zamanım dolana kadar yüreğimde yanmasını isterim. Tanrımın dizlerinin dibine, ruhumda yanan ışığıyla varmak isterim. Elimden geldiği, gücümün yettiği kadar, insanlık ölçüsünde kalmaya uğraş vereceğim.

Eminim sizlerde aynı düşüncedesiniz! Bundan hiç şüphem yok, ama bir soru sormak istiyorum? Hiç rastladınız mı? Kin beslemeyen; nefreti tanımayan, bencillikten ise çok uzak, para hırsı, mal mülk hırsı olmayan, kibiri, büyüklenmeyi sevmeyen bir kula! Vallahi ben rastlamadım! Rastlasam da her halde yeryüzünde bir melektir, yani istisnadır. Veya mümkün ola bildiği kadar, insanlık derecesinde kalmaya çalışan kul. Hiç tartışmasız muhakkak, yüce tanrımızın nur ışığını içinde yaşatan, milyonlarca kulları var. Daha doğrusu, iyilerin çoğunluk olduğuna, delicesine inanmak istiyorum.

Alçak gönüllü yüreklerin, merhametli gönüllerin, vicdanı canlarında taşıyanların, var olduğuna şahit olmak isterim. Nesli hızla tükenen, güzel yürekli insanların değerlerini, yeni nesillerde görmek isterim. İnsanın insana değer verdiğini, insan sevgisini, maddiyattan çok öte, manevi değerlerin bulunduğu bir dünyaya, inanmak isterim! Zor biliyorum! Günümüz insanlık anlayışında, gerçekten çok zor! Neden mi? Kötülüğe yakınlığımız daha yüksek oranda, bu yüzden! Gerçi insanoğlu şeytanı da geçti, çoktan solladı. Şeytanın bile Allah korkusu ve şuurları var.
Ama bir insan şaşırmaya görsün, içindeki tüm kötülükleri ile en sevdiği varlığı bile hiç çekinmeden satar. İnsanın insana yapmadığı eziyet, zulüm kalmadı. Savaşları veya işkence dolu zindanları katmıyorum, bunlar zaten dehşet verici. Şanslı olarak, normal şartlar altında yaşayan insanların dehşetinden, acımasızlığından bahsediyorum. Gücü gücü yetene. Sevgiye dair ne varsa unuttuk! Ya güzelim çocuklarımız, dünyanın süsü, rengi, yaşama sevinci. O minicikleri dahi, sevindirmekten ne kadar çok uzağız. Çocuklarımıza, nasıl bir dünya bırakmayı düşlüyoruz acaba?

Günümüzde, dürbünle arayarak bulduğumuz merhametli yüreklerin, etrafına iyilik ve sevgi dağıtmak için gösterdikleri çabalara, ne kadar garipseyerek bakıyoruz. İnsanın insana iyilik yapması, tanrı buyruğu değilmi? Ne kadar çabuk unuttuk bunları, yardım isteyene karşılıksız yardım yapılması, insanın en önemli insanlık görevi değilmi? Bizler sadece bencillik yarışına girmişiz, gözümüz kendimizden başkasını görmüyor, yarışalım bakalım. Nereye kadar?

Hz. Ali ne güzel söylüyor. ‘’Sen taş atana, ekmek at, kötüye iyi ol’’ diyor. Bırakalım kötüye iyi olmayı, birde acımasızca biz onu yok etmeye çalışıyoruz! Eh, insanoğluna da bu yakışır, yakışır mı acaba? Birde, Allah adını ağzımızdan hiç eksik etmeyiz. Yüce tanrım, bizi bizden daha iyi tanır. Değilmi? Kimi kandırıyoruz; kendimizden başka!

Unuttuk mu onca güzellikleri, birliği, beraberliği, en önemlisi paylaşmayı. Severek saydığımız tüm güzel insanlar; bize sevmeyi, paylaşmayı öğretmedi mi? Kendimizde, acılarımız olunca, nasıl da arıyoruz insanlığı, nasıl çığlık çığlığa haykırıyoruz, insanlar nerede diyerek, başkalarının acılarına karşı ne kadar duyarsız kalıyoruz, başkaları bize duyarsız kalırken! Yaşanacak dünyamızı, nasılda yaşanmaz kıldık, hep birlikte.

Ölümsüz aşklarda sandıklara kilitlendi, küflenmekte. Aşık olmak, anlık zevkler, kalıcı aşklar ise kıssa mevsimlere karıştı ve terk etti dünyamızı çoktan. ‘’Gelin canlar bir olalım, diri olalım, el ele verelim.’’ Güven ekelim toprağa, sevgiyle yıkayalım ruhlarımızı, sevgiye yer açalım yüreklerimizde ve merhamet dolsun içimiz. Sevmenin, yaşamın tılsımlı anahtarı olduğunu unutmadan, tanrının NUR ışığını kayb etmeden içimizden, yüreğimiz Allah aşkıyla ve sevgiyle dolsun.

OLCA BAL.
06.03.09 DÜREN

Bu Yazıyı Toplamda 400 Kişi Okudu

Tags: , ,

This entry was posted on Perşembe, Mart 19th, 2009 at 14:51 and is filed under Makaleler, Olca Bal, Yazar. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

One comment

selcuk
 1 

Nekadar güzel söylemis Hz.Ali,Sen tas atana ekmek at,kötüye iyi ol.olmadikmi zannediyorsun iyilik yapilir ama yapilan iyilik konusulmaz.Keske bazi insanlarda, yapilan iyilikleri görebilseler ama malesef.Kalpler o kadar kötülüklerle dolmuski,hertaraftan bir tokat yiyorsun.felek tokat atiyor gücüme gitmiyor ama insanlardan heleki ugruna canini verdigin insanlardan tokat yemek cok zoruma gidiyor.ama cok sükür gün geliyor allah o nuru icimize vererek bizi aydinlatiyor,dertlerimizi kederlerimizi birbirimizle kenetlendirerek bu bosluktan cikmamiza yardimci oluyor.Allah herkezin gönlüne göre versin.Yazdiklarin cok etkileyici cok basarili bir yazarsin.Selamlar.

Kasım 10th, 2009 at 02:26

Leave a reply

Isminiz (*)
Mail Adresiniz (*)
Web Siteniz

iyilik

Yorumunuz