3
Mar

MEKTUP – OLCA BAL

   Posted by: admin   in Deneme, Medya, Olca Bal, Yazar

ÖNCE TANRILAR TERK ETTİ DÜNYAYI, SONRA MELEKLERLE SEVGİ(Mİ)

ÖNCE TANRILAR TERK ETTİ DÜNYAYI, SONRA MELEKLERLE SEVGİ(Mİ)

Merhaba iyilik meleğim.
Öncelikle, yumuk ellerinden ve gül yanaklarından öperim. Umarım sağlığın yerinde ve sen çok iyisindir. Çünkü, senin yokluğunu düşünmek bile istemiyorum. Biliyorum! Övülmekten hoşlanmazsın, hatta nefret edersin, ama bana kızma lütfen, içimden geldi, senin yüce insanlığını kağıt, kaleme dökmek istedim. Sana bir hatıram olsun, saklarsın belki, çekmecenin bir köşesinde.

Satırlarımı okuduğunda belkide; çok uzaklarda olacaksın, eğer şanslıysam yanı başında oturacağım. Bilemiyorum, tek bildiğim şey, iyilik meleğimi her zamankinden daha çok özlediğim ve huzuruna ihtiyaç duyduğum. Aslında çoğuları gibi, sevenlerin o kadar çok ki, herkes seni göre bilmek için yarışa giriyor, etrafında buluna bilmek için can atıyor. Nerdeyse koca şehir tiryakin olmuş. Eşlerin, dostların, akrabaların desem, zaten öyle.

Ya uzaktakiler, istedikleri zaman seni göremedikleri için en büyük hasreti, özlemi onlar çekiyor. Gerçi bir Meleğin özlemini çekmek bile güzel, çünkü seni tanıyan artık, sensiz yapamıyor. Neden diye düşünme bile? Evin bir Cennet’in sıcaklığına sahip. Evin sahibi ise huzur saçan bir Melek. Ya insanlığı ve güzel yüreği. Hiç rastlamadım ömrümde inan, senin gibi bir varlığa. O sonsuz sabrınla, bizleri bıkmadani usanmadan teker teker dinliyorsun. Şikayetçi olmadan, Seni bunaltsakta bizlere katlanıyorsun. Sen o kadar yücesin ki; derdimize hep derman oldun, acılarımıza hep melhem oldun, sıkıntılarımıza hep çare buldun.

Yolumuzu şaşırdığımızda bize doğru yolu gösterdin. Karanlığa düştüğümüzde tutup kolumuzdan, aydınlığa çıkartın. Sen güzel insan, don tutmuş yüreklerimizi, sevginle ısıttın. Sen nur yüzlüm, gönüllerimize Allah aşkını hissettirdin ve bizlere insan sevgisini aşıladın. O sıcacık bakışlarınla baktığında, kadife sesinle konuştuğunda, karşında oturan kötü insanın bile, huyu suyu değişiyor. Bir mekana girdiğinde, huzur saçan yüreğin, milleti bir mıknatıs gibi kendine çekiyor, herkesi başına topluyor.

Yüzünde, tebessümü eksik olmayan şemalini gören, sanki kırk gün rahat soluk alıyor, işi gücü rast gidiyor. Sana derdini anlatanlara, ”karanlığın öbür yüzü aydınlıktır” derken, huzurla evinin yolunu tutuyor. Eşi benzeri olmayan nasihatların ve öğütlerin bize çok şey öğretiyor, bizleri güçlü kılıyor. Şu fani dünyada, boynumuz bükük dolaşmayalım diye, çırpınıp duruyorsun. Geceni, gündüzüne katarak, emek harcıyorsun.

Biliyorum iyilik Meleğim, bizleri kişilikli ve sağlam karakterli olarak, yarınlara emanet etmek istiyorsun. Ya bizler, en yakınların senin için ne yaptık? Senin derdine derman ola bildik mi? Acılarını hafiflete bildikmi? Hiç zannetmiyorum! Ne yazık ki, öyle bir beceriye sahip değiliz!

Çok güçlü olmana rağmen, sanki bir dağ gibi, hani kimseler yıkamaz. Sonuçta, sende etten, kemiktensin. Hisleri, acıları, duyguları ve anıları olan birisin. Çok şahit oldum, o ışık saçan gözlere hüzün çökmüş halleri. Bir damla gözyaşının bile, donup akmadığı zamanları gördüm göz bebeklerinde. Yalnızlığı gördüm kendinle kalakalmış.

Tekli koltuğuna oturup, sevdiğin türküleri dinlerken, bir elinde Rakı’n, yavaş yavaş yudumlayarak, mazine yolculuk ediyorsun. Seni hüzünlere boğan gençlik yıllarına. Cennetin memleketinde, kara zindanlarda geçirdiğin, sonu olmayan eziyetlerle dolu kabusuna. Kader birliği, yol birliği yaptığın can dostlarının, birer birer ölümünü seyr ettiğin, acı dolu günlere yanıyorsun. Ömrünün baharında, sağ sol davasında kayp olan, kara topraklara bedenleri, umutları gömülen, yediğiniz, içtiğiniz ayrı gitmeyen, can ciğer arkadaşlarını hatırlıyor ve çok özlüyorsun. Onları hiç unutmadın ki.

Ferit ve Tutuştu Şafak Eylül’de kitabını okumuştum, seni böylelikle daha iyi tanımış oldum ve hislerime güvenerek, mazine yolculuk ettiğini düşündüm, umarım yanılmadım. Seni hala hüzne boğan gerçekleri yazmak istedin. Hatırladın mı iyilik meleğim, seninle kahve içiyorduk, yerde cılız bir kuş topallıyordu, bir ayağı yoktu. Sen kuşu izledin ve sonra gözlerinden yaşlar aktı ve o an kendimden utandım. Keşke sende olan merhametin yarısı bende olsaydı diye düşündüm ve merhameti içime işlemeye başladım. Yunus Emre’nin çok güzel bir sözü var. ”Bir insan toprak kadar alçak gönüllü olmalı” yani senin gibi.

Düşünmek bile istemiyorum gidişini iyilik meleğim, gün gelip, sende göçüp gideceksin bu Dünya’dan. Ruhunu uzak diyarlara teslim edeceksin. Biliyorum ölümden korkmazsın, hatta üstüne üstüne yürürsün. Yedi sülalen şahit bu haline. Ama ne olursun bizleri düşün, biz sensiz ne yaparız, nasıl nefes alırız. Düşün güzel insan, bizlerin halini düşün.

Oğlun gibi sevdiğin, sana sağdık Bülent’tin, kiminle kahvesini sabahları yudumlayacak, kime sırtını dayayacak. Ya çok sevdiğin yanık sesli Erdal’ın, kime derdini anlatacak, kimden medet umacak. Peki yılların arkadaşı Sinan’ın kimin kitabını sevgiyle matbaya hazırlayacak, kiminle gelerek tatlı tatlı uğraşacak. Hele oğlun Hüseyin, onudamı düşünmüyorsun, yalnızlığında kayp olur, karanlığa gömülür. Ya ben, çocuk ruhlu Olca’yın, kimin nur yüzünü sevecek, hangi dize başını koyup, yalnızlığını giderecek, kimin evinde sıcaklığı, sevgiyi, huzuru bulacağız. Hiç düşündünmü gidişini ve arkanda onca seni seven yürekleri.

Eğer bir gün kapına Azrail dayanır, ecel yakandan tutarsa, bırakın yakamı de, yalvarrım bizler için söyle. Benim sevenlerim çok, bildiğiniz gibi değil. Ben onların damarlarında dolaşan kanım, onların aldığı nefesim, kalp atışlarıyım. Bensiz birer çiçek gibi solarlar, kuru daldan dökülen yaprak gibi olurlar. Hatta peşimden gelenler olur, yokluğuma dayanamazlar. Ne olursun de, belki bizlere acır büyük Allahım, seni bizlere bağışlar, yakanı bırakırlar. Ama ecel geldiğinde, alıp götürür değilmi, ” o geldiğinde sen gitmiş olursun.”

Gözlerini yumarak, gökyüzüne uçtuğunda, seni seven gönülleri unutma sakın. Arada bir rüyalarımıza misafir ol, nur yüzünü göster, göster ki sabahları uyandığımızda, güne senin sıcaklığınla, huzurunla başlayalım, toparlanmaya çalışalım. Bizlere öğrettiğin güzellikleri hatırlayalım, unutmayalım insanlığı. İyilik meleğim, seni ömrümün sonuna kadar unutmayacağım. Yüceliğini ve insanlığını içimde yaşatacağım. Bir bayrak gibi insanlara suna bilmek için, başara bilirsem ne mutlu bana. Huzur saçan yüreğini, kalbimin en derin köşesine bırakarak kilitleyeceğim ve anahtarı okyanosun derinliklerine gömeceğim, kimseler bulup açmasın diyerek. Ben yaşadıkça, huzur saçan yüreğin benimle var olsun, bir olsun.

Sevgi ve sonsuz saygılarımla.
OLCA BAL
DÜREN
19.02.2009 PERŞEMBE

Bu Yazıyı Toplamda 472 Kişi Okudu

Tags: , ,

This entry was posted on Salı, Mart 3rd, 2009 at 18:46 and is filed under Deneme, Medya, Olca Bal, Yazar. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a reply

Isminiz (*)
Mail Adresiniz (*)
Web Siteniz

muallak

Yorumunuz