YAŞAM VE DOĞA(MI) YOKSA BARAJ VE KATLİAM(MI)

YAŞAM VE DOĞA(MI) YOKSA BARAJ VE KATLİAM(MI)

“ Munzurdan bir kuş indi/
karalı karalı gittim baktım kanatları/ yaralı yaralı/
kirvem belli Dersim dağları maralı, maralı/
………..
/ Munzur’dan bir tas su verim de ölem diyor/
hem ağlıyor, hem türkü söylüyor/”

Önce baraj kapakları kapandı, ardından sularım her tarafı kapladı, yatağım boşaldı geriye çamur ve bataklık kaldı, akarsuyumda yüzen balıklar çırpınmaya başladılar.. Evler, ahırlar, ağaçlar sular altında kaldı..

İçim kan aktı çocuklar inanın içim kanadı.. Bir de 1938 de böyle kanamıştım, gördüklerim yaşadıklarım içimi kanatmıştı, yine kan akmıştım.

Benim sadece kendim için üzüldüğümü sanıyorsanız yanılıyorsunuz. O kadar çok şeye üzülüyorum ki kelimelerle size bunu anlatamam.. Bozat’ın Süvarisi Hızır’a seslendim dün gece, “ ya Hızır!” dedim , “ gel kurtar bizi” dedim..” Sen ki her yerde hazır ve nazırsın, darda kalanların, yaşlıların, yoksulların, çaresizlerin yardımına koşarsın, bilirim yaşadığın yer Dersim gölleridir, sesimi duy koş benim, bizim yardımımıza “ dedim.

“ İçim sadece kendime kanıyorsa namerdim “ dedim. . İlk kelepçemi Uzunçayır’da taktılar.. Tutukladılar beni tutsak ettiler. “ Bak kan akıyorum yine.. sularımı kendine yurt edinmiş kırmızı benekli alabalıklar, sularım akmıyor diye ölüyor.. Balçık içinde kalan yatağımdaki canlılar ise suyum yok diye ölüyor. sesim soluğum kesildi, sularım çağlamıyor, sularımı saldıkları yerlerde sadece Dersimde yaşayan bitkiler, ağaçlar, hayvanlar ölüyor..” dedim.

Sesimi duyar mı? Yardımıma gelir mi? Duyar o duyar.. Şimdiye kadar hep zorda olanların yardımına koşan Hızır, gelir beni kurtarır bozatıyla.. Gelir değil mi? Beni duymazsa sizi duyar, sizin acınızı, çığlıklarınızı duyar, gelir beni kurtarır belki.

Yıllardır sessiz sedasız akar dururum diye bilirsiniz. Nerden doğdum, nelere akarım hiç merak ettiniz mi? Annem tanrıça Anahit’in memelerinden aktığım söylenir. Gözelerimden taşan sütleri ise pek çok Dersimli görmüştür.. Önce yaşama akardım, şimdi içime akıyorum. Öyle çok şeye tanık oldum ki, ben yok olur gidersem, bilemezsiniz hangi taşın altında ne var, hangi ağaçta ne var, hangi ot neye şifa, en çok bunun için üzülüyorum. Nineleriniz, dedelerinizin nice sırlarını saklıyorum biliyor musunuz? Hangi kaya ziyarettir, hangi ağaç kutsaldır, hangi mağarada kimler saklandı bunları tek tek bilirim.. Ölümden kaçıp sularıma kendini sığınanları sakladım, ölümlerden kurtardım. Sizin belki hiç duymadığınız birçok türkü, masal, ağıt, efsane bilirim. Sularıma karışan gözyaşlarının tek tek hikayelerini dinledim. Sularımın altında kalıp, kökleri kopan her ağaç sizin de köklerinizden, atalarınızdan, tarihinizden koparıyor, farkındasınız değil mi?

Dedim ya kendimden çok sizlere üzülüyorum. Bununla beraber tam sekiz kelepçe takacaklarmış koluma.. Sekiz baraj. Dersim kuruyacak çöl olacakmış. Başka yer mi bulamadılar gelip beni buldular dedim, sonra. “ Dersim’e sefer olsun hem de zafer olsun” dediler herhalde dedim. Sözüm çok haldan bilene.. Ne desem az olacak bu nedenle, ben susayım dualarıma devam edeyim en iyisi.. Siz çocuklar benden iyi bilisiniz, sıranın size de geleceğini..

Munzur diyeceğini demiş. Bense “Munzur benim kirvem olur “ diyeceğim. Bizde kirvelik biraz ağırdır, kirve kirvenin damında yürümez, ola ki düşen saman çöpünden kirvesi rahatsız olur diye.. Kirvenin dostu dostunuz, düşmanı düşmanınızdır…

AYSEL KILIÇ
www.ozgurmedya.org
www.fatihmehmetyildirim.com
www.genelce.com
www.songultoker.com

Bu Yazıyı Toplamda 2396 Kişi Okudu

Tags: , ,

This entry was posted on Cumartesi, Ekim 31st, 2009 at 17:25 and is filed under Aysel Kılıç, Makaleler, Yazar. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a reply

Isminiz (*)
Mail Adresiniz (*)
Web Siteniz

kardes

Yorumunuz