BİR AŞK HİKAYESİ – 1 – FATİH MEHMET YILDIRIM

BİR AŞK HİKAYESİ 1 – FATİH MEHMET YILDIRIM

Yaşamın zig zagları içinde kaybolmak üzereydim, her zamanki yaşamıma devam ediyordum. Hafta sonları ceza evinden izinli çıkıyor, yasak olmasına rağmen, içki aleminde, gece hayatında kendimi tüketiyordum.
2’ci hafta olmuştu şartlı özgürlüğüme, ilk çıktığım gün tanıştığım bir kadınla, bu gece buluşacaktım. Bıkkın bir şekilde Rakı şişesinin tesellisine sığınmış, sahte dostların sahte saygısını kabullenmeye hazır, türkü barın yolunu tutmuşdum. Kapıdan içeriye girdiğimde, hayatımın değişeceğini, kaderimle yüzleşeceğimi düşünmeden, yarı sarhoş, yarı ayık olmaya çalışan ruh haliyle, benim için ayrılan masaya doğru ilerliyordum.
Karşıda oturan bayan dikkatimi çekti, oysa ben bu tür ortamlar da, kimseyi bakışlarımla dahi rahatsız etmekten çekinen birisiydim. Sanki yüzlerce yıldırı beklediğim, binlerce yıl birlikte olduğum, kadınım, sevdam, kaderim karşıda oturuyordu ve ben onu çok iyi tanıyordum. Bir anda tüm dünyam değişmişti, sanki çocukluğumdan beri aradığım, şiirlerime yazdığım, romanımda özlemle nerdesin diyerek sorduğum o, tam karşımdaydı ve ben ona sadece 1 masa uzaklıktaydım.
İçimde fırtanalar kopmaktaydı, bu O’mu Yarabbim, aradığım O’mu. Masamın etrafında olanlar benimle konuşuyor, şakalaşıyor, ben içmeye devam ediyordum ama aklım, fikrim, bedenim O kadınla dopdolu, içim de O’nu seyretmek arzusunu gemlemeye çalışıyordum. Kader yıllar sonra, ömrümün Sonbahar’ında kaderimle beni yüzleştiriyordu. Bu Tanrının bir Lütfü mu yoksa bana verdiği bir cezası mı bilmek istemiyordum, çok istediğim ve yıllarca beklediğim, gelmesi için dualar ettiğim, kitabımda ki şiirimde, son nefesimde belki bulacağımı ilan ettiğim O, tam karşımdaydı.
Gelecek misafirlerimi beklemeye devam ederken, masadan kalkarak gittiğini gördüğüm de, içimden bir acı koparak, tüm bedenimi esir aldı. Allahım bu ne güzellik, bu ne ihtişam, bu ne asalet, beni kendisiyle alıp götürmüştü. Ben çaresizliğin girdabında, kendimle savaşırken, tekrar döndüğünü gördüğümde, dünyalar benim olmuştu. O gitmemişti ve bu gün burada olacaktı, ne olursa olsun, neye mal olursa olsun, bu kadınla tanışmak, onunla konuşmak zorundaydım. İçimde umutla, umutsuzluk, kaderimle, kadersizliğim yer değiştirmekteydi.
Misafirler gelmişti, Ayşe o kadının yanına gitti ve onunla konuşmaya başladı, bir anda olaylar yerine oturdu, Ayşe’nin diğer lokalde telefonla konuşarak, buluşacağı kadın, bu kadındı. Allahım sana teşekkürler. Ayşe gelerek bana:
– Hocam misafirimi masaya getirebilirmiyim?
Sanki bana dünyanın en büyük ödülünü vermekteydi ve o bunun farkında değildi:
– Tabi ki getir, senin misafirin, benim misafirim.
Masaya geldiğinde ben heyecan içinde, elim ayağıma dolaşan acemi bir genç insana dönmüştüm. Ne yapacağımı, nasıl davranacağımı şaşırmıştım. Oturmasıyla birlikte, ben onunla ilgilenmeye, ilgisini çekecek ve beni ona tanıtacak dünyamı, tüm samimiyetimle açmaya başladım. Sanki benim fotokopim, benim yıllarca aradığım, işte O dediğim kadınım, kaderim tam karşımda, O’nunla konuşmaya başlamıştım. İçimden bir ses, kendin olarak git O’na, Nurcan’a dediğinde, içimde ki sese uyarak, sohbetimizin tam ortasında:
– Benimle bir maceraya varmısın? Deli dolu, yaşamın gerçeğini paylaşmaya hazır. Sen benim kaderimsin, ben seni alacağım.
Birden tepki, öfke ve samimiyet duygularının karışımı içinde, birazda iddialaşmaya hazır bir ruh haliyle:
– Beni almak yürek ister.
– Bu yürek bende var, varmısın?
Elimi uzattım, iddialaşmaya hazır bir masumiyetle, gözlerinde kazanacağından emin, ellini uzattı. İçimden dualar etmeye başladım, beni anladı, benimle yola çıkmaya hazır. Masamda artık tüm yılların yükümü alacak, beni tekrar yaşama bağlayacak, tükenmişliğimi sona erdirecek kaderim, Nurcan’ım benimle birlikte olmaya hazır.
Gülümsediğini gördüğümde sanki bahar gelmişti masama ve dünyanın bütün kır çiçekleri açmıştı ve ben O’na dönerek:
– Sana Papatya almak istiyorum!
Şaşırdı ve inanmaz gözlerle:
– Papatyaları sevdiğimi nasıl bile bildin?
Aşkım seni aslında ne kadar sevdiğimi bir bilsen, seni nasıl tanıdığımı, senin ben, benim sen olduğumu. Anlatmak istediklerimi anlatmak fırsatını bana tanıdığın için önce Yaratana, sonra sana teşekkür ediyorum. Ben artık seninle var oldum ey aşkların en yücesi, mevlama aşkın dışında, bu kainatta sana eş aşk olamaz. Yaratan senden başka bir kader yazmadı bana ve ben bu kaderi yaşayacağım ve sen bu iddianı kayıp edeceksin çünkü tecelli ve rahmet yaratandan geliyor.
Büyük bir aşkla içtim Rakımı ve büyük bir aşkla o gece, mutluluğun şarhoşu olmuştum. Hayatım boyunca içkiyle başım fazla hoş değildi ama içmeyi seviyordum, hayatın yükünü omuzlamama yardımcı olduğu, beni üzen anıları hafiflettiği için, bu gün seni bana verdiği için içiyordum. Bütün dünyam artık sen olmuştu ve sensiz nefes almak, sensiz düşünmek ve sensiz yaşamak benim için korkunç bir azap olmuştu.
– Telefonunu ala bilirmiyim, haftaya çıktığımda seninle buluşmak istiyorum?
Gülümsedi, saatlerdir konuşuyorduk, masada ki insanların hiçbir önemi kalmamıştı. O gün dünyada benim geçmişim bitmişti ve dünüm, bu günüm ve yarınım sen olmuştun. Dünya sadece senin etrafında dönüyordu, sen ve ben, yaşamın Ying ve Yang’ı gibiydik, senin masum yüreğin, aşkı arayan ve ona susayan yüreğin, ancak benimle vuslata erecekti, bu bizim kaderimizdi ve biz bu kaderi yaşamak zorundaydık. Bunu bilerek bu aşka başlayan yüreğim, yaşayacağım her duyguya hazır bir şekilde, kendini sana teslim etmeye hazırdı.
Aşkın gizemini aramaya yemin etmiş yüreğim, ilk defa kayıp etmek korkusuyla muzdarip, çıldırtan bir yalnızlığın girdabında boğuluyordu, çok mutluydum, çok mutsuzdum. Bir yanım karanlık zulmetin elinde, bir yanım mutluluk dolu ışığın aydınlık dünyasında. Seni seviyorum aşkım, senin aşkın can veriyor bana. Ne kadar güzel seni sevmek, seninle mutluluğu ve acıyı paylaşmak, senin aşkında var olmak. Seninle yaşamımı paylaşmak, seninle mahşere kadar aşkı yaşamak, neye mal olursa olsun, hangi bedeli ödememem gerekirse gereksin, yaşamın her gerçeğine varım, bu da benim sana aşk sözüm bir tanem.
Artık ayrılma zamanı gelmişti ve sen gidiyordun ve beni Yusuf’un kör kuyularına attığını fark etmeden, gözlerin gözlerime emanet, kalbini bana bırakarak, hayatına aldığın bu köleyi bırakarak yalnızlığına, bu deli yüreği aşkın yücesine emanet etmiştin. Tüm kadınlar silinmişti yüreğimden ve sadece sen vardın kainatta. Aşk esir almıştı bizi, benliğimiz tutsak düşmüştü kadere.

FATİH MEHMET YILDIRIM
FERİT VE TUTUŞTU ŞAFAK EYLÜL’DE
Roman ve ayrıca KİMLİK VE ÇAKALLARIN SOFRASI yazarı ve GÖZLERDEKİ İNCİ TANELERİ şiir kitabının şairi.
www.fatihmehmetyildirim.com