Toplumsal travmaların yükseldiği, linç kültürünün geliştiği dönemlerde, barıştan yana tavır, ciddi tepkileşmelerin göğüslenme dönemidir. İste tam da burada, kişiliklerin dönüşümü ortaya çıkmaktadır. Kişi, toplumsal travmaları üslenemez duruma geldiğinde, barıştan yana tavır almak yerine, insancıl boyutları öne çıkartarak, barıştan yana tavrın
ı örtülüyerek, linç kültürünün kendisine ulaşmasını engellemeye çalışır. Kişinin kendini koruma güdüsü ile hareketlenmesi, üzerindeki travmatik baskıyı ağırlaştırır. Kaygı derinleştikçe, karşı tarafsız veya taraflı tarafsız tavır sergilese bile, inandırıcı olmaktan çıkarak, savaş karşıtı görünmesine rağmen, en azından yönetenlerin gözünde, isteyerek ya da istemeden savaşçı güce yedeklenmiştir.

Savaş karşıtlığı, koşulsuz barıştan yana tavır koymaktan geçmektedir. Her savaş haksız ve tüm insani kuralların çiğnenmesidir. Çünkü savasşın birincil mağdurları olan, çocuklar, kadınlar ve doğanın korunması ve savunulması olduğundan dolayı tüm savaşlar önce yaşamın kendisine düşmandır. Bu nedenle tüm değerlerin korunması ve savunulması için, kayıtsız şartsız barıştan yana tavizsiz tavırdan geçmektedir.

Tarihin hiç bir döneminde haklı, anlaşılır, kısıtlı desteklenir, desteklenmesi gereken savaş yoktur. Şiddete dayalı her çözüm savaştır, ilan edilmiş veya edilmemiş olsun, savaşın tanımı açık olmalıdır. Şiddete dayalı her çözüme, kayıtsız şartsız hayır, kimden gelirse gelsin ve hangi eylemlilik adına gerçekleşirse gerçekleşsin, şiddete dayalı tüm çözümler savaştır ve buna karşı çıkmamak ise savaştan yana tavır koymaktir.

Savaş ve savaş yanlısı tutumlar, toplumsal destek açısından gerekli oluşumu yaratırken, barıştan yana tavırları etkisiz kıla bilmek için uygulanan linç politikasıda dahil, her türlü yöntemle saldırılan barış politikası yürüten tüm kesimler, doğru politikalar üretmek zorundadır. Bu bağlamda savaşı ve savaşın tanımını, toplumsal bilinç desteğini, kişilik çözümlemelerini, beslendiği ana kaynaklar olan, üst kimliklerin yönlendirme ve yönetme tekniklerini, kişiliklerin savaş karşısında toplumsal bilinç etkilenmelerini, doşru tarzda incelemedigimiz sürece, savaşa ve savaşın yarattığı veya yaratacağı toplumsal travmalara karşı, tavır geliştire bilmemiz oldukça zor olacak, bazanda tavır geliştirdiğimizi düşündüğümüzde, bu doğru tavrın aslında yöneten üst kimliğin, başka tarzda da olsa değirmenine su taşımak olduğunu görürüz. Savaşa ve savaşın yarattığı yıkımların karşıtı olmak, neden bu kadar önemli? Öncelikle bunu kaba çizgileriyle inceleyelim.

1- Savaş önce dünya ekolojisine karşı saldırıdır. Bölgesel veya küresel anlamda, ekolojik sistemin tamamına veya geçici olarak, bölgesel anlamda imhasina yönelik direkt saldırıdır.

2- Savaş önce insanın bedensel veya ruhsal dünyasına yönelik, genelde kalıcı ve uzun süreli etkisini kuşaklar arası sürdürecek direkt saldırısıdır.
3- Toplumsal gelişim ve etkileşimin, kültürler arası birlikteliklerin, yaşamlar ve insani var oluşların karşısındaki yok etme üzerine şekillenmiş fiziki saldırısıdır.
4- Ekonomik gelişimin yarattığı, göreceli paylaşımın imhasına ve haksız şekilde gasp ederek, oluşmuş değerlerin imhasına yönelik saldırıdır.
5- Mevcut sosyal ve kültürel yaşam güçlerinin imhasına yönelik saldırıdır.

Bunları açmadan önce, şunun altınıda doğru çizmeliyiz. SAVAŞ; PARA İKTİDAR GÜCÜNÜN, EGEMENLİĞİNİ SÜRDÜRMEK İÇİN, DEVAMLI İHTİYAÇ DUYDUĞU, ÖRGÜTLENME ARAÇLARINDAN BİRİSİDİR. Savaş, para iktidar gücü olarak, toplumu örgütlemek için, psikolojik, ekonomik, toplumsal ve sınıfsal örgütlemeleri yaratmaktaki temel dayanağıdır. Bu bağlamda, savaştan bahis ederken, sadece ordular arası, silahlı güçlerin savaşı olarak algılar ve bu anlamda davranış sergilersek, tam da o örgütlemenin biraz radikal ama savaş karşıtı olarak gözükse bile, savaş karşıtı olmayan çizgisine düşeriz. Savaş, tüm sınıflı toplumların, hangi sınıfa dayanırsa dayansın, örgütleme biçimlerinden biri olan, cıplak zor (şiddete) dayalı örgütlenmesidir ve onun için haklı veya haksız savaş yoktur. BÜTÜN SAVAŞLAR HAKSIZ VE DOĞA, TOPLUM VE YAŞAMIN TÜMÜNE KARŞIDIR. Bu anlamda tüm savaşlara, kayıtsız şartsız karşı çıkmak, insani bir sorumluluktur. Savaşı doğru anlamadığımız sürece, ona karşı vereceğimiz mücadelede, net duruş sergilememiz imkansız hale gelecektir. Barıştan yana tavır koymak için savaşı ve onun temellerini doğru anlamaktan geçiyor.

Savaş, insanın “insanlaşma” sürecindeki imhacı yönüdür ve savaş ile insan, teknolojik gelişim ve değişim çizgisini yakalamıştır. Bu anlamıyla olumlulanan savaş, pozitif etki yaratması sonrası, ilk savaş açtığı, doğasal yaşam koşullarına karşı örgütlenmesinde, imhacı tarzda organize olarak, yarı bilinçli ve sonrası bilinçli tarzda, tarihten günümüze kadar süren bir süreçte, yok etmeye koşullanarak, doğasal yaşamı, küresel anlamda imhasına yönelik olarak, geri dönüşümsüz yok oluş sürecine sokmuştur ve sokmayada devam etmektedir. Küresel anlamda bu imhacı tavırdan vaz geçmek bir yana, giderek hızlanan ve son yüzyıl içinde, tüm tarihsel sürecin tamamına denk düşen bu imhanın temel nedeni, para iktidarında, sınıflı toplumun yeni ekonomik örgütlenme biçimi olan kapitalizmdir. Savaş karşıtı olmak, aynı zamanda mevcut olan tüm sınıflı toplumların yarattığı saldırılardan birisi olan, savaşa karşı kayıtsız şartsız mücadeleden geçmektedir.

Bu savaşın temel konsepti, bu günden yarına, tüm doğanın, insanın ve yaşamın doğru tarzda, örgütlü olarak yaratılmasından geçmektedir. Bu her dönemde, önemli görevlerden birisi olmasına rağmen, bu gün ve yarın için, yaşamın olmazsa olmaz temel görevi haline gelmiştir. Para iktidarı, inanılmaz bir hırs ve şiddet temelinde, var olan tüm değerlere acımasızca saldırmakta ve buna karşı sessiz kalmak ile gelecek kuşaklara ve yaşama karşı sorumluluğumuz, bu şiddetin katları oranında, barıştan yana tavrımızı oluşturma ve zenginleştirme dönemini önümüze koymaktadir ve bunun oluşması ise ancak para iktidarına, Kapitalizme karşı mücadelenin kendisinden geşmektedir.

FATIH MEHMET YILDIRIM
Ferit Ve Tutuştu Şafak Eylül’de
Kimlik ve çakallar sofrası
Romanlarının yazarı
Gözlerdeki inci taneleri
Şiir kitabının
Şairi.
21.01.2009 MANNHEIM
www.yildirimfm@hotmail.de
http//www.fatihmehmetyildirim.com
Popularity: 35% [?]
Bu Yazıyı Toplamda 396 Kişi Okudu
Beğen · · Gönderiyi Takip Etmeyi Bırak · 30 Kasım 2012, 12:49, Ludwigshafen yakınlarında
7 kişi gördü