Toplumsal gelişim ve dönüşüm sırasında ikilem yaşayan insan, kendisinde her zaman beklentileri sınırlayarak, umutla umutsuzluk arasında gel git’ler yaşar. Tanrı başlangıçtan itibaren, tüm oluşum ve dönüşüm aşamasında toptan ret etmeyi isterken, eski dinsel yapı kurumsal olduğundan dolayı eskiye, atalarının inançlarına bağlılığı dayatmaktadır.
Eski dinsel yapı, var olan sistem ile geleneksel bağlar oluşturduğundan dolayı, mevcut sistemin tüm sınıfları ile köklü bağlar oluşturmuştur. Sınıfların içerisinde ezilen sınıflara, tanrı adına sabır ve tevekkülü dayatırken, hakim sınıfların varlığının devamında aktif rol almaktadır. Bunun nedeni, potansiyel tehlike olarak görülen ezilen sınıfların sistem içinde aktif olmaması için, iktidar araçlarında temel güç olan, yönetim erkindeki ayaklarından birisi olarak, din sadakatın devamından sorumlu olmakta. İnsanın sadakatını oluşturmak için korkularının ve ödülünün dengelenmesi gerekmektedir. İnsanın temel korkularının ayrımında, insanın varlık nedenleri sorgulanmakta aslında. Ölüm korkusu ve sonrası temel korku. Yoksulluk ve sonrası yaşamının devamı için yaşamak korkusu, ikincil ve temel korkusu. Üst kimliğe tabi olarak yaşamak ve onun dışına atılmak korkusu, üçüncül ve temel korkusu olarak varlığını sürdürür.
Tanrı insanlardan aktif katılım ister, eski dinsel yapıya karşı baş kaldırarak direnmeyi önerirken, aslında var olan sistemin kendisine baş kaldırı ve direnmeyi istemekte. Burada temel sorun, insanların var olan dinsel tüm eski öğretilere, baş kaldırmak zorunda olmayı mutlaka dayatması. Sadakat karşısında ihaneti dayatırken, temel olarak ta özgürlüğü baş olay olarak koymaktadır. Nereye kadar, eski yapısal dinin yıkılarak, yerine yenisini koyuncaya kadarki süreç içerisinde, sonrasında dinle tanrı arasındaki süreç arasında uzaklaşma başlamakta. Tanrısal irade yerini giderek kurumsallaşan dine bıraktıkça, dinle tanrı arasında ayrım belirginleşerek, din kurduğu yeni toplumsal sistemle bütünleşerek, yeni hakim sınıflarını yaratmaya devam etmekle toplumsal alt üst oluşu tamamlar.
Bundan sonra ayrım keskinleşerek, dinin sadakat üzerine kurumlar oluşturarak, yarattığı hakim sınıflardan tam iktidar paylaşımına yönelir. Bu andan itibaren tanrı ile yolları ayrılan din, sadakat temelinde yapılanmasını geliştirirken, tanrıyı insandan uzaklaştırarak araya aracı olarak kendi kurumlarını kor. Amaç tanrı ile insan arasında iletişimi kopararak, insan iradesi üzerinde sistematik baskıyı oluşturarak, kaderci bir yazgıyı kabul etmesini sağlamaktır.
Tanrı insandan ihaneti isterken, aslında sisteme ihaneti ve kendine tam sadakatı ister. Burada mevcut olan tüm inanç ve gelenek, toplumsal yaşama ait ne varsa onun reddiyesi üzerine şekillenen yeni inanç sisteminde, tam bağlılık istenmektedir. Tüm kutsal metinlerde, insan iradesinin tam bağımsız olduğunun altını kalın çizgilerle çizen yazımlar, kadercilik anlayışını ret etmiştir. Dinlerin kadercilik anlayışını kabul etmesinin nedeni, tüm sistemin ezilenlerin acılarını kader kabul ederek, katlanması temelinde oluştuğu için, gelecek yaşamda ödülünü alarak, rahat dünyada yaşayacağı üzerine şekillenmiştir.
Kadercilik anlayışı, sömürü ve zor sistemindeki para iktidarının en önemli silahıdır. Bütün kadim dinlerin temelinde var olan bu anlayış, toplumsal direniş ve alt üst oluşun önündeki en ciddi engellerden birisidir. Tanrısal irade, insanın hakkında hüküm verici olmayı kabul etmeden, insan iradesinin özgür olduğunu savunurken, dinlerin kadercilik anlayışını dayatmasında temel ayırım burada ortaya çıkmakta. İnsan ile din ve tanrı arasındaki çelişki ve çatışmanın ana kaynağı, iradenin özgürlüğü üzerine şekillenirken, insanın temel mücadele şekli direniş ve teslimiyet olarak belirgin hale gelir.
Tanrı ile insan arasındaki kavganın ana kaynağı da budur, tanrı insan iradesine saygıyı kabul ederken, onun özgürlüğünü tanımakta ancak, cezasını da vermeye hazır olduğunu belirtir. Cennet ve Cehennem kültünün doğmasının temel nedeni de budur. Dinler bu bağlamda, insan iradesini sınırlar ve tam itaat temelinde şekillendirir, Cennet, Cehennemi var olan sisteme karşı duruşlarda öne çıkartarak, sistemin devamının sigortası sayar.

FATİH MEHMET YILDIRIM
08.03.09 MERSİN
Ferit Ve Tutuştu Şafak Eylül’de Romanın yazarı ve şair.
www.yildirimfm@hotmail.de
http//www.fatihmehmetyildirim.com

Popularity: 43% [?]
Bu Yazıyı Toplamda 425 Kişi Okudu

TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

46 − = 37